20 Eylül 2017 Çarşamba

Ağrıdağı Efsanesi - Yaşar Kemal

Lise yıllarımda Yaşar Kemal'in "Üç Anadolu Efsanesi" kitabını okumuştum, o zamandan bu yana Yaşar Kemal'in kitaplarına büyük bir sempati duyarım. Okunacaklar listesi uzun olduğundan
tekrar Yaşar Kemal okumaya uzun zamandır pek fırsatım olmamıştı ancak bu kitap hasbelkader elime geçince vakit kaybetmeksizin okudum ve okurken de Moğollar'ın Ağrıdağı Efsanesi parçasını dinledim. Yaşar Kemal'in bu eseri ile Moğollar'ın bu enstrümantal şarkıları arasında herhangi bir bağ var mı bilmiyorum ama şarkı bana bu efsaneyi anlatıyor gibi geldi. Ağrıdağı Efsanesi'ni çok etkileyici bulduğumu söylemek isterim, hatta güzel betimlemeleri sayesinde okurken her sahnesi gözümde canlandı bile diyebilirim. Efsaneye gelirsek eğer, hikaye beyaz ve çok bakımlı bir atın dağlı bir çoban olan Ahmet'in evinin kapısına gelip durmasıyla başlar. Ağrıdağı geleneğine göre eğer bir at kendisi sahip seçti ise artık Allah'tan yadigardır ve kimseye geri verilmez. Orada yaşayan büyüklere de danışan Ahmet nihayetinde atı yadigar bilir ve sahiplenir. Ancak bu kır at Beyazıt Han'ı Mahmut Han'a hediyedir ve hadiseyi öğrenmesine rağmen atını geri ister. Ahmet'in atını geri vermemesini gurur meselesi haline getiren Mahmut Han, atını geri alabilmek için elinden geleni yapacaktır ancak öngöremediği bir durum halkın törelere olan bağlılığıdır.

Ben kitabın son baskılarından birini okudum, bu nedenle bazı sayfalarında Abidin Dino'nun çizimlerinin olması bana ayrı bir keyif verdi. Ayrıca, kitabın içinde anlatılanlar ve Küp Gölü tarifi de oralara gidsip görme isteği uyandırdı, umarım bir gün kısmet olur. Bu arada Yaşar Kemal'in Ağrıdağı Efsanesi eseri 1975 yılında, Memduh Ün yönetmenliğinde sinemaya da uyarlanmış, başrollerinde de Fatma Girik ve Hakan Balamir rol almış. Belki televizyonda rast gelip izlemişsinizdir ancak benim tavsiyem müzik ile beraber kitabını da okumanız yönündedir. Zira duygular çok yoğun anlatıldığı için kitaptaki hikayenin tadi gerçekten bambaşka. İyi okumalar & dinlemeler!

"...Sofi böyle tuhaf, şaşkın şeyler düşünürken, şu insanoğluna akıl ermez, diyordu. Bir incecik kavaldan koskoca, kükremiş bir dağ çıkarıyorlar, diyordu. Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma her şeye akıl sır erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.