Powered By Blogger

30 Kasım 2018 Cuma

Siyah Orkide - Neil Gaiman

Neil Gaiman'ın kitaplarını ve çizgi romanlarını severek okurum. Daha önce burada da bazı romanlarından (Yıldız Tozu, Yokyer)  ve en sevdiğim serisi olan sürükleyici Sandman Çizgi Roman Serisi'nden de bahsetmiştim. Bu nedenle "Siyah Orkide"yi black friday indirimlerinde görünce hemen aldım ve okudum. Okumak zaten çok zaman almıyor, kısa bir hikaye olduğu için ve çizgi roman olmasından bahisle kısa sürede bitiyor (sonunda da Gaiman'ın orijinal taslakları yer alıyor). Fakat itiraf etmek gerekirse bu eser için beklentiyi yüksek tutmamak gerekiyor zira bu çizgi romanı Gaiman'ın diğer çizgi romanları kadar başarılı değil. Belki de bu durum Siyah Orkide'nin Gaiman'ın 1986 yılında yazılan ilk çizgi romanı olmasından kaynaklanıyordur. Hikayeye gelirsek eğer, hikaye, Siyah Orkide adıyla tanınan ve bir botanikçi tarafından yaratılan, tam insan formunda olmayan (yarı bitki) bir kadın süper kahramanın, yasa dışı işlerle (kadın ticareti, uyuşturucu ticareti gibi) meşgul olan bir şirketin toplantı odasında öldürülmesiyle başlar. Yıllarca örgütün içine sızan ve suçu yok etmeye çalışan Siyah Orkide'nin öldürülmesi aslında her şeyin sonu değil başlangıcıdır. Susan Linden adındaki güzel, soğuk ve gizemli kadının hayatından esinlenilerek yaratılan Siyah Orkide'nin yok edilmesi kendi türünden diğer varlıkların yeniden doğmasını sağlar ve geçmişi arayan bir kadın üzerinden hikaye bir sarmal şeklinde devam eder.

Neil Gaiman bu hikayeyi ve Siyah Orkide'yi yaratırken muhtemelen çizgi roman dünyasına bir kadın kahraman kazandırmayı hedefledi. Ancak hikayedeki eksiklikler ve Siyah Orkide'nin yeterince tanıtılmaması ve süper kahraman geçmişi ya da icraatleri hakkında herhangi bir ip ucu vermemesi nedeniyle bu hikayesi pek tutmadı. Aslında bu eserinde de yine ünlü illustrator Dave McKean ile birlikte çalışmış ancak çizimlerin kalitesi de hikayenin zayıflığını kurtarmamış. Hikayenin güzel tarafları da vardı tabi, mesela DC Comics'in efsanevi karakterleri Batman ve Poison Ivy'ye selam göndermesi ya da Ömer Hayyam rubaisine atıf yapılması gibi. Ama Gaiman'dan daha iyilerini okuduğum için öncelikli tavsiyem Siyah Orkide olamıyor maalesef...

"Sana teşekkür ederim Tanrım bu güzel gün için; ağaçların yemyeşil ruhları için sıçrayan ve sahi mavi bu gökyüzü rüyası ve her şey için tabii o0lan sonsuz olan evet olan (ölmüş olan ben hayattayım bugün, ve bu güneşin doğum günü; yaşamın ve aşkın ve kanatların; ve sınırsız yeryüzünün neşeli muhteşem olayının)."


27 Kasım 2018 Salı

Candide ya da İyimserlik - Voltaire

Bu kitabın adı ilk duyduğumdan beri ilgimi çekiyordu, bu nedenle kitap fuarında görünce hemen aldım.

15 Kasım 2018 Perşembe

Othello - William Shakespeare

Shakespeare'in eserlerini fırsat buldukça okuyorum ama bir sonraki okuma anının heyecanı daha fazla olsun diye araya mutlaka uzun bir zaman dilimi koyuyorum. En son Shakespeare'in Macbeth eserini okumuştum, şimdi ise yine en sevilen eserleri arasında sayılan Othello'yu okumayı tercih ettim. Othello, Macbeth ve Hamlet gibi Shakespeare'in en iyi eserleri arasında sayılmakta. Bu nedenle yazıldığı günden bu yana pek çok kez sahnelenmiş ve sinemaya da birkaç kez uyarlanmış. Hikayenin asıl kahramanı olan Othello, hayatını savaşlarda geçirmiş, Venedik'in ileri gelenlerince savaş sanatı ve zekası övülen Mağripli bir komutandır (kendisine zaten bu lakapla seslenirler). Venedik'te geçirdiği zaman zarfında şehrin ileri gelenlerinden birinin kızı olan Desdemona ile aralarında bir çekim olur ve gizlice evlenirler. Bu durum yükselme ve daha zengin olma hırsı ile yanıp tutuşan Venedikli çavuş Iago'nun hiç hoşuna gitmez. Aynı zamanda yiğit komutan Othello'nun kendisine yaver olarak da Iago'yu değil de Floransalı Cassio'yu seçmesi Iago'nun iyice hırsa kapılmasına neden olur. Bu nedenle, Osmanlı'nın donanma çıkaracağı haberi üzerine Kıbrıs'a gidildiğinde Othello'nun hayatını karartmak üzere kötülük dolu planlarını uygulamaya koyar. Othello'nun karısına olan aşkını, duygusal anlamdaki acemiliğini ve kendi zehirli tatlı dilini kullanarak onun yüreğini kıskançlıktan yakıp kavurur. Savaş sanatının inceliklerini bilen Othello, bilinçaltında yaşadığı  bir nevi aşağılık kompleksinin de etkisiyle, üzerinde durup düşünmediği haberler neticesinde geri dönülemez hatalar yapmaya başlar.

Söylenenlere göre, Shakespeare bu tragedyasının olay örgüsünü Cinthio adıyla ünlenen bir yapıttan esinlenmiş. Yine de yazarın başka bir yapıttan karakterleri veya olayların bir kısmını esinlenmesi kanaatimce eserin değerini azaltan bir unsur değil, netice olarak Shakespeare ortaya muhteşem bir kıskançlık tragedyası çıkarmış: Othello, saf kötülük olarak tasvir edilen Iago ve saf iyilik olarak tasvir edilen Desdemona'nın çatışmasında iyiliğin kötülüğe karşı yenilmesinin trajedisidir. Aslında Shakespeare'nin eserinde bahsettiği karakterler her insanın içinde gömülü bulunan duyguları taşımaktadır, sadece bir şeyin ateşlemesiyle derindeki duygular açığa çıkar. Hatta kıskançlık duygusu o kadar iyi tasvir edilir ki, psikolojide patolojik kıskanma duygusuna "Othello Sendromu" adı verilir. Bu durum beni belki de insan psikolojisini anlamak için zaman zaman Shakespeare okumak gerekiyor diye bile düşündürür :). İyi okumalar!

"...
Deri olmayan ancak bu sözleri çekebilir,
Keyif duyup bunları sevebilir,
Ama derdine sabırdan medet uman
Hem sözleri, hem kederi yüklenir
Özdeyiş insanı ya keyiflendirir ya kederlendirir
Ne yana çeksen o yana gittiğinden, iki anlama gelir;
Ama hep lafta kalır bu sözler sonunda.
Şimdiye kadar hiç görmedim ben
Kulak yoluyla iyileştirildiğini yürek acısının
..."

6 Kasım 2018 Salı

Deniz Duası - Khaled Hosseini

Khaled Hosseini'nin daha önce yayınlanan romanlarını okudum, Afganistan'ı çok iyi anlattığını düşündüğün yazarın kalemini çok severim. Bu nedenle yeni kitabını görünce heyecanla aldım fakat Deniz Duası daha önce okuduğum Khaled Hosseini kitaplarından oldukça farklıydı. Böyle söyleyince kitabı sevmediğim düşünülmesin sadece kitabın tarzı yazarın alıştığım tarzından farklı geldi bana. Deniz Duası 2015 yılında umuda yolculuk sırasında Ege'de batan bot nedeniyle vefat eden üç yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan bebeğe ve zulümden kaçarken denizde yitip giden binlerce mülteciye adanmış. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, yazar küçük bir çocuğun ailesiyle beraber yerini yurdunu terk edip bir mülteci botunda denize açılmasının hikayesini, babasından Mervan adındaki bu küçük çocuğa yazılmış bir mektup aracılığıyla ve çizimi Dan Willliams tarafından yapılan renkli illüstrasyonlarla anlatmayı tercih etmiş. Mervan'ın birkaç yıllık hayatının özetini kısacık bir mektupta anlatan kitap tüm dünyanın bildiği sonu anlatmayı es geçmiş. Sanki anlatmayınca mültecilerin makus talihi değişecekmiş gibi kitabın sonunu denize yapılan bir dua ile bitirmiş. Khaled Hosseini denize yapılan dua ile mültecilerin kimseden görmediği iyiliği en azından denizden görmesini ve değerli yüklerini kendilerine bağışlamasını dilemiş: "Ah nasıl yakarıyorum denize bunu bilmesi için."

Khaled Hosseini'ni pek çok dile çevrilen ve sevilerek okunan kitapları (Uçurtma Avcısı-Bin Muhteşem Güneş-Ve Dağlar Yankılandı) sayesinde çok geniş çevrelerce tanındı. Bu nedenle hem kendi kurduğu kuruluşta hem de Birleşmiş Milletler nezdinde mülteciler için çeşitli çalışmalarda bulunan yazardan son yılların en gündemdeki konusu mülteci sorununa değinmemesi de beklenemezdi. Yazarın mülteci sorununa okuyucuyu rahatsız etmeden ancak çok çarpıcı bir şekilde değindiği bu hikayeyi okumanızı tavsiye ederim, hem kitabın tüm geliri de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)'ne aktarılacağından bu çaresiz insanlar için iyi bir adım da atmış olacağız.

"Bu gece annen burada Mervan, bu soğuk havada, ayın aydınlattığı kumsalda, ağlayan bebeklerin ve kaygı içinde bilmediğimiz dillerde konuşan kadınların arasında bizimle birlikte. Afganlar, Somalililer, Iraklılar, Eritreliler ve Suriyeliler. Hepimiz gün doğumunu hem sabırsızlıkla hem korku içinde bekliyoruz. Hepimiz bir yuva arıyoruz."