17 Haziran 2014 Salı

Sineklerin Tanrısı - William Golding

1983 yılında nobel Edebiyat Ödülü kazanan William Golding'in ("Gerçekle söylenceyi birleştiren, insanın ruhsal ve fiziksel boyutlarını derinlemesine inceleyen romancı") en ünlü ve en çok okunan kitabıdır Sineklerin Tanrısı. Aylardır okuyacaklar listemde bekledi ve şu an okuma fırsatı bulduğum için memnunum. Ancak peşin olarak söylemek gerekirse, okuduğum alegorik eserlerden ve yaşadığım şu kısacık hayatta edindiğim tecrübelerden sonra bana farklı bir şey anlatmadığını belirtmek zorundayım :). Golding bu eseri 1954 yılında yazmış ve öğrendiğim kadarıyla pek çok yayınevinden geri çevrilmiş (bazen bu yayınevlerinin basiretsizliği trajikomik oluyor, J.K. Rowling için de aynı şey yapılmıştı, ah hayatımın hatası). Günümüzde en iyi İngiliz yazarlar arasında sayılan Golding, bu eserinde gerçekçi bir anlatımla kötülüğün insan yaratılışında doğuştan var olduğu iddiası üzerinde bir konu seçmiştir. Hikaye "atom çağının çocukları" denilen bir grup çocuğun ülkelerindeki savaş nedeniyle daha güvenli bir yere nakledilirken bir şekilde uçaklarının düşmesi sonucu bir adaya düşerek burada başlarından geçenleri anlatmaktadır. Hayatta kalan çocukların (ki yaşları 6 ile 12 arasında değişmektedir) adada verdikleri mücadele simgesel olarak geldikleri modern dünyanın küçük bir kopyası gibidir: iktidar kavgası, faşizm, darbe, saf iyilik ve saf kötülük, öğrenilmiş davranışların üzerindeki baskı kalkar kalkmaz ilkel davranışlara dönüşmesi vb.

Kitabın ilk tercümesi ve ilk baskısında adı (1969 yılında) "İşte Bizim Dünya" şeklinde tercüme edilmiş. Her ne kadar bu isim de kitaba uyumlu olsa da, tercümanın yorum yapmasına gerek yoktu kanaatimce. Adın direkt tercümesi (Lord of the Flies) hikayeyi çok iyi temsil ediyor: kitaba adını veren Sineklerin Tanrısı (şeytan), insanlığın başlıca hastalığını (içimizdeki ilkel canavar) ve kötülüğü simgelemektedir. İngilizlerin Beelzebub dedikleri şeytanın Kutsal Kitap'taki İbranice adı, Sineklerin Tanrısı anlamına gelen Ba-al-z-bub olduğu için Golding kitabına bu adı vermiştir (Mina Urgan Eleştirisi)

Şöyle düşünebilirdik belki de, adayı cehenneme çeviren bu çocuklar atom çağında yaşadıkları ve savaş ortamını görüdükleri için travmatik ve kötü olabilirler. Çocukların doğuştan kötü / iyi oldukları üzerine değil de, çocukların gördüklerini ve öğrendiklerini hayata geçirdikleri yönünde bir yorum belki de daha gerçekçidir.

"Roger bir avuç taş topladı, atmaya başladı. Gel gelelim, Henry'nin çevresindeki çapı belki altı yarda olan bir alan vardı ki, oraya taş atmayı göze alamıyordu. Roger'in eski yaşantısına bağlı ve gözle görülmediği halde henüz güçlü kalan keskin yasaklar, çömelen küçüğü korumaktaydı. Roger'in varlığından haberi olmayan, yıkılıp giden bir uygarlık, Roger'in kolunu koşullandırıyordu hala."

8 yorum:

  1. Merhabalar,
    Sanırım yakın düşüncelere sahibiz bu kitapla ilgili. Filmleri izleyip yorumlamanızı da bekliyorum.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Merhaba, çok teşekkür ederim, ben de uygun zamanda filmi izlemek istiyorum.

    YanıtlaSil
  3. merhaba,
    insanın içindeki doğal kötülüğü anlatan çok başarılı bir eser bence.

    YanıtlaSil
  4. Bence bunu doğallık ve travma ile birleştirdiği de söylenebilir.

    YanıtlaSil
  5. Kitabın güzel bir tespiti var;

    İnsanlar akıllı, bilge ve sorumluluk yükleyen liderleri değil,
    onları korkutan, vahşi yanlarını besleyen ve kandıran liderleri seçerler..

    Ve her zaman en masum olan kurban edilir..

    YanıtlaSil
  6. La Fontaine'in bu konuda bir fablı vardı, onu anımsadım :)

    YanıtlaSil
  7. Yeni okuyup inceleyebildim. Kitap hakikaten çok güzel. Ama insanlık için umutlarınızı büyük ölçüde köreltiyor.

    http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/06/sineklerin-tanrs-william-golding.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, sizin gibi düşünenler de var ancak benim düşüncem kitaptaki çocuklar atom çağının çocukları olduğu için bu şekilde sorunlular...

      Sil

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.