23 Temmuz 2015 Perşembe

Freud'un Kız Kardeşi - Goce Smilevski

Sigmund Freud her ne kadar yakın dönemde yaşamış bir psikiyatr olsa da (1856-1939) hayatına dair detaylar bilinmemektedir. Sigmund Freud kendi prensipleri gereği, anılarını paylaşmamış ve diğer kişisel belgelerinin tümünü (mektup, defter vb.) ölümünden önce yakarak yok etmiştir. Bu nedenle bu kitap ilgimi çekti çünkü Sigmund Freud'un hayatına dair birkaç ipucu alabileceğimi umdum. Ancak adından da anlaşılacağı üzere, kitap aslında kız kardeşinin hayatına odaklanmış. Sigmund Freud'un aşağıdaki aile fotoğrafından anlaşılacağı üzere beş kız kardeşi bulunmakta, fakat kitap özellikle Adolfina'nın yaşam öyküsü olacak şeklinde kurgulanmış. Kitabın en ilginç detayı 1938 yılında Viyana'da Nazi etkisi güçlenirken bağlantıları sayesinde Londra'ya giden Sigmund Freud'un dört kız kardeşini Viyana'da bırakmasıydı. Freud's List olarak bilinen listede, Viyana'dan gitmesine yardımcı olduğu kişiler arasında kendi ailesinden başka, doktoru, doktorunun ailesi, eşinin ailesi, hizmetçileri ve köpeği de bulunmasına rağmen neden kız kardeşlerini listeye eklemediği ve savaşın ortasında bıraktığı bir muamma. Aslında Sigmund Freud savaşın sona ereceğine ve geri döneceklerine inanmaktaydı ancak bu kız kardeşlerini ne zaman biteceği bilinmeyen bir savaşın ortasında bırakması için geçerli bir sebep miydi bilemiyorum. Toplama Kampına götürülen ve orada öldürülen dört kız kardeşin hazin hikayesini okumanızı tavsiye ederim.

Daha önce de belirttiğim gibi, Adolfina Freud'un yaşamına ilişkin detaylar kurgulandığı için ne kadarının doğru ne kadarının yanlış olduğunu tespit edemiyoruz ancak ana hatlarıyla olayların bu şekilde geliştiğine inanıyorum. Kitapta Toplama Kampı'na götürülen kız kardeşlerin kampta Ottla Kafka (ünlü yazar Franz Kafka'nın kız kardeşi) ile karşılaşması ve Adolfina'nın gençlik yıllarının anlatıldığı bölümlerde Klara Klimt (ünlü ressam Gustav Klimt'in kız kardeşi) ile olan arkadaşlığı da erkek kardeşlerinin gölgesinde kalan kadın dayanışmasının vurgulanması gibiydi. Özellikle Klara Klimt'in kadının toplumdaki yeri üzerine yaptığı yorumlar ve Sigmunf Freud ile yaptığı uzun tartışmalar okunmaya değer bölümlerdi. Ancak toplumumuzun şu anda tartıştığı konuların yirminci yüzyılın başında Avusturya toplumunda gençler arasında tartışılıyor olması (kadın hakları - cinsel özgürlük) kültürel anlamda daha fazla yol almamız gerektiğini gösteriyor.


"Kardeşim cinselliğin özgürlük olduğunu söylerken haklı, ama sorun şu ki, kardeşim cinselliği ve özgürlüğü yanlış anlıyor. Cinsellik gerçekten özgürlüktür, toplumun korkusu da bu gücün özgür bırakılmasıyla onu destekleyen hiyerarşi ve sistemleri yıkmasıdır. Bununla birlikte bugünkü haliyle toplum da dağılacak. Bu yüzden toplum cinselliğin samimiyetsizlik ve ikiyüzlülük ile sarılı olmasına gayret ediyor."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.