24 Kasım 2014 Pazartesi

Kamyon - Sabahattin Ali

Daha önce de belirttiğim gibi, Sabahattin Ali'nin çok iyi bir gözlemci olduğu ve yaşadığı yerlerde insanları gözlemleyerek hayatlarını hikayeleştirdiği kanaatindeyim. Böyle bir kanıya kapılmamın sebebi toplumcu gerçeki bir yazar olan Sabahattin Ali'nin hikayeyi anlatırken olayın geçtiği yer-zaman hakkında bilgi vermesi ve bu dönemde gerçekten Anadolu'nun o bölgesinde bir vesile ile bulunuyor olmasıdır (öğretmenlik yaptığı için Konya'da, aydın'da evya Ankara'da görev yapmış olması). Derlenmiş hikayelerden oluşan "Kamyon" kitabında yer alan hikayelerin büyük çoğunluğu Konya'da geçmekte ve 1930'lu yıllarda bu çorak topraklarda yaşayan sefil insanları anlatmaktadır. Hikayelerin mahzunluğundan daha üzücü bir şey daha var: Anlatılanların gerçekten yaşanmış olma ihtimali (kurgu olmama ihtimali - ki öyle olmadığını düşünüyorum). Sabahattin Ali yaşadığı dönemin ekonomik, siyasi ve kültürel özelliklerini kendi gerçekliğiyle birleştirerek eserlerini ortaya koymaktadır, zaten birkaç kitabını okuyunca yazarın tarzı ve kitapların çizdiği profil de anlaşılabilmektedir. Kanal, Kağnı, Kazlar, Kamyon ve Bir Orman Hikayesi'nde karakterlerin çaresizliği ve kimsesizliği üzerinde durularak, insanların iç sesleri (yorumları) verilmeden "olay"ın kendisi anlatılmaktadır. Okuyucuda farklı ufuklar açsa da, kabul etmek gerekir ki Sabahattin Ali okumak biraz rahatsız edici, çünkü "....geri bir ekonomik düzenin ve baskıcı bir yönetimin ürünü yoksunluklar, yoksulluklar içinde ekmek uğruna, su uğruna, toprak uğruna ölen, öldüren hapislere düşen Anadolu insanını; ağa, eşraf, esnaf, köylü, bürokrat ilişkilerini konu edinecektir."

Şükran Kurdakul onun öykücülüğünü "Sabahattin Ali'nin 60'ı aşkın öyküsünde köylü kentli kadınlar, mahpuslar, çocuklar, bürokratlar, kendi niteliklerinin yanı sıra, sınıflı toplumun insanı olmaktan gelen nitelikleriyle birlikte yaşarlar. Issız, kendi durumuna bırakılmış Anadolu'nun yalnız insanları, idare lambalarının soluk ışıkları altında hüzünlü bakışlarıyla insanlığımızı arar gibidir." biçiminde değerlendirmiştir.

Hiç okumamış olan yoktur diye umut ediyorum ancak henüz okumadığınız bir kitabı ile karşılaşırsanız Sabahattin Ali'yi okumanızı mutlaka tavsiye ederim. Hikaleyerini akıcı ve içtenlikle yazan bu yazarın eserlerini çok beğeneceksiniz.

"Doğru değil mi ama? Şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buaraya geldik sanki? Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?"

Sabahattin Ali - Sırça Köşk:
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/07/srca-kosk-sabahattin-ali.html
Sabahattin Ali - Bütün Şiirleri:
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2013/03/butun-siirleri-sabahattin-ali.html
Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf:
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2013/05/kuyucakl-yusuf-sabahattin-ali.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.