8 Mayıs 2014 Perşembe

Sandman / Sisler Mevsimi - Neil Gaiman

Sandman'ın dördüncü kitabını bulmak zor olmadı. Ancak hiçbir yerde baskısı olmayan beşinci kitabı beni kendi içimde birtakım sıkıntılara sürüklemişti (neyse ki Bursa'da bir çizgi roman sahafında kitabı buldum). Dördüncü kitap şimdiye okuduklarımın en heyecan vericisiydi diyebilirim (birinci kitap da harikaydı). Üçüncü kitap ile yavaşlayan ve dağılan konu sanki bir anda Düş Lordu üzerinde yoğunlaşıverdi. hikaye Ebedilerin (Endless) aile meclisini toplamasıyla başlıyor ve altısını da tek tek tanıyoruz: Destiny (Kader), Death (Ölüm), Dream (Düş), Desire (İhtiras), Despair (Umutsuzluk) ve Delirium (Hezeyan). Toplantı başlamadan önce gelmeyen ve kendilerine izini kaybettirmiş olan bir Ebedi'den daha söz edildi ancak kendisi tanıtılmadı. İleri bölümlerde tanıyacağız diye tahmin ediyorum (Adı Destruction - Yıkım-). Kader'in topladığı meclis yıllar öncesinde kalan bir aşk hikayesini ortaya çıkarınca (Bebek Evi'nde söz edilen kum masallarının kahramanı olan Nada, artık biliyoruz ki Düş Lordu kendisini cehennemde ebedi acıya hapsetmiş) Düş Lordu kendisini kurtarmak için tekrar cehenneme doğru yola çıkıyor. Daha önce cehennemdeki düelloda cehennemin efendisi Lucifer'ı alt eden Dream, bu kez işinin hiç kolay olmayacağının farkındadır. Ancak bu kez pek de tahmin ettiği gibi olmaz ve Lucifer'ın savaşmak yerine kendisine yüklediği ağır sorumluluk ile karşı karşıya kalır: Cehennemin Anahtarı. Tüm tarihi ev mistik tanrılar, tanrının gözlemci melekleri ve cehennemin güçlü zebanileri deyimi yerindeyse görevini bırakıp giden Lucifer'in anahtarını ele geçirmek için Düş Lordu'nun rüyaların kalbindeki şatosunda buluşurlar. Herkesin kendisine sunduğu teklifleri gözden geçiren ve tehditleri dinleren Dream, anahtarı kime bırakacak dersiniz?

Sandman serisinin şimdiye kadar okuduğum en heyecanlı kitabıydı. Ama her şeyin Düş Lordu'nun lehine çözümlenmesi (kendi tahmin ettiğinden de fazlası, dört ayak üstüne düştü) pek hoşuma gitmedi. Ne de olsa savaşacak kadar güçlüydü ve ilk kitaptaki gibi bir düello görmek isterdim. Hadi buna da 20. yüzyılın büyük bir kısmını esaret altında geçiren Dream'a bir DM kıyağı diyelim!

"Kaderin bahçesinde hangi yoldan yürürseniz yürüyün sadece bir değil, birçok kez seçim yapmaya zorlanacaksınız. Kaderin bahçesinde attığınız her bir adımda yollar çatallanıp ayrılır, bir seçim yaparsınız ve yaptığınız her seçim gelecek yolların habercisi olur. Bununla beraber, bir ömür süren yürüyüşün ardından ya geri dönüp arkanıza bakar ve uzayıp giden dümdüz bir yol, ya da ileri bakar ve sadece karanlığı görürsünüz. Bazen kaderin size çizeceği yolları hayal eder ve durduk yerde tahminler yürütürsünüz. Seçtiğiniz ve seçmediğiniz yolların hayalini kurarsınız. Yollar birbirinden uzaklaşarak kollara ayrılır ve sonra tekrar birleşir; kimileri yolların sizi nereye götüreceğini, her bir yol ve kıvrımın ve dönemecinin nereye çıkacağını kaderin bile tam bilmediğini söyler. Ama kader size söyleyebilecek olsa bile söylemeyecektir. Kader sırlarını kendine saklar. Kaderin bahçesi. Görürseniz tanırsınız. Ne de olsa ölünceye dek orada dolaşacaksınız. Ya da ötesinde. Çünkü yollar uzundur ve ölümle bile sonları gelmez."

Sandman 3: Düş Ülkesi
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/04/sandman-dus-ulkesi-neil-gaiman.html

"Bebek Evi" hakkındaki yorumların için:
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/03/sandman-bebek-evi-neil-gaiman.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.