18 Aralık 2014 Perşembe

Gün Olur Asra Bedel - Cengiz Aytmatov

Sevgili Kırgız yazar Aytmatov'un bu kitabı, en sevdiğim kitaplar arasına girdi. Kitap bittikten sonra (biraz çabuk bitti ama olsun) bir süre kalakaldım ve anladım ki hikaye beni içine almayı başarmış. Kitapta her şey bozkırın ortasındaki sekiz-on haneli (tabir-i caizse Allah'ın bile unuttuğu bir yerde) Boranlı'da yaşlı bir tren istasyonu işçisi Kazangap'ın ölümüyle başlıyor. Baş kahramanımız, aynı istasyonda çalışan diğer bir emektar işçi Yedigey, yıllardır yarenlik ettiği Kazangap'ın ölümünden sonra cenaze için gerekli hazırlıkları yapıyor ve kitabın tümü bu cenaze günü Yedigey'in anımsadığı anılarından (flashbacks) oluşuyor. Aslında kitap bozkırların özeği Sarı-Özek'te yaşayan kendi halinde birkaç insanın öyküsü olacak kadar basit değil: Halk efsaneleri, halk türküleri, "mankurt"laştırmanın tarihsel izdüşümü, bilimkurgu ve ütopyanın da harmanlandığı bir öykü.    Aytmatov'un alışılagelmiş tarzından oldukça farklı olarak kitap bilim-kurgu unsurlar içeriyor -ki bu beni çok şaşırttı. Milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtan Aytmatov, bu farklı denemenin altında hikayesini ustaca Sovyetler Birliği döneminde yaşanan sosyal ve kültürel sorunların özeleştirisi şeklinde aktarıyor. Geçmişin efsanalerinin ve geleceğin teknolojisinin iç içe geçtiği kitap; farklı karakterler üzerinden gelenekleri yaşatmayı, insanların zamanla dinlerine ve kültürlerine nasıl uzaklaştığını (tıpkı bir mankurt gibi), hırslarımıza nasıl yenik düştüğümüzü ve yaradılışımızda bulunan duygularımızla aslında -temelde- insan olduğumuzu oldukça yalın bir dille anlatıyor.

Mutlaka okunulması gereken bir kitap olduğunu düşüyorum, özellikle bakış açınızı değiştirmek ve ufkunuzu biraz daha genişletmek istiyorsanız! Eminim siz de kuş uçmaz kervan geçmez Boranlı'daki insanların hayatı ile uzaya mekik gönderecek kadar bilimde ilerleyen ancak tarihini unutmaya yüz tutmuş bir toplumun bir yerinde kendinizi bulacaksınız.

Benim bu kitabı okumaya başlamamın en önemli sebeplerinden birisi adı oldu: "Gün Olur Asra Bedel" Neydi acaba bu sehl-i mümteni gibi söylenen bir asra değecek gün? Yeri gelmişken de belirteyim, kitabın başka bir çevirisinin adı da "Gün Uzar Yüzyıl Olur". Hangisinin daha çok kitabı yansıttığına okuyunca karar vermek istersiniz belki. Bu arada kitabın 1980 yılında yazıldığını anımsatmak isterim. Sebebine gelince, Kırgız yazar Aytmatov kitabı yayınlamak istediğinde dönemi itibariyle Sovyet sansürüne takılmış ve kitaptan bazı bölümler (tutuklama ve tutuklunun KGB elinde öldüğü bölüm) çıkarılmış. Ayrıca kitaptaki karakterlerden birinin (öğretmen Kuttubayev) öğrencileri ile ilgili anıları ve bu KGB engeline takılan bölüm "Cengizhan'a Küsen Bulut" adında başka bir kitapta devam ediyormuş (en kısa zamanda okuyacağım).

"Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi...
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi.
Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı.
Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.