19 Haziran 2016 Pazar

Bir Bilim Adamının Romanı - Oğuz Atay

İtiraf etmek gerekirse kitaba başlarken söz edilen "Bilim Adamı"nın kim olduğunu bilmiyordum. Kitabın arkasında Mustafa İnan diye birinden söz ediliyordu ancak ben kendisini ve değerli eşi Jale İnan'ı bu eser ile tanıdım. Bir Bilim Adamının Romanı'nda yazar İstanbul Teknik Üniversitesi'ni bitirdikten ve İsviçre'de doktora yaptıktan sonra İTÜ'de mekanik kürsüsünü kuran ve yıllarca bilime hizmet eden Prof. Dr. Mustafa İnan'ın yaşam öyküsünü anlatıyor. 1911 yılında Adana'da seyyar posta memuru Hüseyin Avni Beyin ve Rabia Hanımın çocuğu olarak dünyaya gelen Mustafa İnan orta okulu ve liseyi parasız yatılı olarak okuduktan sonra Yüksek Mühendis Mektebi'ne birincilikle kaydolur (İTÜ'nün eski adı). Üniversite eğitiminden sonra devlet bursuyla Zürih'e doktoraya gönderilir. Fotoelastisite (teknik bir terim ancak kitapta bir bölümde açıklaması yapılmaktadır) alanında araştırma yapan ilk Türk bilim insanı olmasının yanında fotoelastisite laboratuvarını da kurarak İTÜ'de bilim alanında bazı ilklerin başlatıcısı olur. En genç dekan ve en genç rektör olma unvanlarını da elde eden Mustafa İnan belirli tür çalışma alanlarında da (mekanikten anlayanlar kitaptan bazı bilgileri edinebilirler) öncüsü olmuştur. Mustafa İnan'ın eşi Türkiye'nin ilk kadın arkeologu Prof. Dr. Jale İnan'dır. Antalya'da yapılan pek çok kazı çalışmasını yürüten Jale İnan Antalya ve Side Müzelerinin kurulmasını sağlamış ve tarihi eser kaçakçılığıa karşı kurtarma kazıları gerçekleştirmiştir. Bu iki insanın hikayesinin iki yüz yetmiş sayfaya sığması çok garip ancak Oğuz Atay'ın da dediği gibi; bir hayat hikayesi yazmak, bir hayatı yaşamak kadar zordur.

Mustafa İnan "nasıl iyi bilim adamı olunur"un nadir örneklerinden birisi olmalı. Akademik hayatını devamlı beslemesinin yanı sıra, ney üfleyen, Fuzuli, Mevlana ve Yunus Emre şiirlerini okuyan, Kızılderililerden Arya-Daharma'ya kadar pek çok konuda araştırmalar yapan bir bilim insanını tanıyacaksınız. Türkçe, Farsça, İbranice, Arapça kökenli kelimeler ve anlamları üzerine de kafa yoran Mustafa İnan'ın bu konuda yazdığı bir Dil ve Matematik isimli makalesi de mevcuttur. Peki neden Oğuz Atay biyografi yazarken Mustafa İnan'ı anlatmayı tercih etti diye düşünebilirsiniz. Bunun sebebi kendisinin Mustafa İnan'ın eski bir öğrencisi olmasıdır. Oğuz Atay da roman ve öykü yazarı olmasının yanında İnşaat Mühendisi ve akademisyendir.

"Bir gün de bir son sınıf öğrencisi (Oğuz Atay) girdi odaya. Mustafa Hoca'dan başka kimseye başvurmaya cesaret edememişti. Aslında Mustafa Hoca'dan çekiniyordu: bu hocaların eşraf saatine güven olmaz. Üstelik ikinci sınıfta Mustafa Hoca beni azarlamıştı imtihanda. Yazın ders çalışırken sakal bırakmıştım. Hoca da imtihanda fırsatı kaçırmadı tabi: 'Ne o hacca mı gidiyorsun?' Biz de fırsatı kaçırmadık tabi: 'Yok hocam, şu imtihanı bir vereyim, doğru berbere gideceğim.'"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.