2 Mayıs 2013 Perşembe

Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali


Sabahattin Ali'nin kitaplarını okumayı seviyorum. Ancak şimdiye kadar hiçbir kitabını Kürk Mantolu Madonna kadar sevemedim. Aslında Kuyucaklı Yusuf'u heyecanla okudum fakat aklımda bazı sorular kaldı ve yazar bu soruları cevaplamadı :). Yazıldığı dönem itibariyle halkın be hükümetin gözlemi çok iyi yapılmış. Anadolu insanı, düşünüş ve yaşayış tarzları başarılı bir gözlemle okuyucuya sunulmuş. Kitapta annesi-babası eşkıyalar tarafından öldürülen Yusuf'un o bölgenin kaymakamı tarafından evlat edinilmesi ve sonrasında gelişen olaylar anlatılmaktadır. Kaymakam beyin eşi bu durumdan hoşnut olmasa da bir süre sonra herkes bu duruma alışır. Kaymakamın tayininin Edremit'e çıkması sonucu burada yeni bir yaşama başlarlar. Yusuf okumak istemez, satın alınan küçük bir zeytinlikte işçiler ile birlikte vakit geçirir. Bu arada Kaymakam beyin küçük kızı Muazzez de büyümüştür. Dikkat çekici bir genç kız olması ve kaymakamın kızı olması dolayısıyla bazı talipleri olur. Bu durum Yusuf'un hoşuna gitmez ancak kıskançlığı bir abinin kardeşini kıskanması gibi değildir. Muazzez de Yusuf'a karşı boş değildir. Bu sebeple bir gün beraber kaçarlar ve evlendikten sonra kaymakam beyin ricası sonrasında geri dönerler. Yusuf kaymakamlıkta işe başlar ve çok kısa bir süre sonra kaymakam bey ölür. Sonrasında hayatları değişir, daha fakirleşirler, Yusuf tahsildar olarak atandığı için köy köy gezip vergi toplamaya gidip günlerce dönmez. Annesi Şahinde Hanımla yalnız kalan Muazzez de yavaş yavaş annesinin sözünü dinlemeye başlar, yaşının küçük olmasından olsa gerek, pek çok şeyi neden yaptığını düşünmez bile. Yusuf da durumu öğrendiğinde verdiği tepkinin sonuçlarını düşünmez.
 
"'Saadet hayatı olduğu gibi kabul etmektir.' Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli ne de ondan bir şey eksiltmeli... Bazı şeyler vardır canımızı sıkar; "Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!" deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin varlık hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için gönlünün rahat olması istersen gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma...Sonra en mühimi: Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.