31 Ağustos 2015 Pazartesi

Konstantiniyye Oteli - Zülfü Livaneli

Livaneli'nin bu kitabı "ölmeden önce son kitap" gibi olmuş. Bu şekilde düşünmemin sebebi, değinebileceğim tüm toplumsal sorunlara değineyim veya Türk ve dünya edebiyatına katkıda bulunmuş tüm edebiyatçılara, tarihçilere veya sanatçılara bir selam göndereyim tarzında bir içeriğe sahip olması. Bununla beraber, Türk toplumundaki insanların bir profilini oteldeki insan topluluğu üzerinden veren Livaneli'nin analizlerine katılmamak elde değil, ancak benim bazı eleştirilerim oldu ve bazı değerlendirmelerini de yerinde bulmadım. Bu ayrı bir konu olmakla beraber, bir bütün olarak değerlendirdiğimde kitabı beğendim. Livaneli daha önce okuduğum kitaplarındaki gibi bir olayı gözlemleyerek birkaç soruna değinmekle kalmamış, boş verilmemesi gereken akla gelebilecek tüm konulara değinmiş. Yedi yıldızlı Konstantiniyye Oteli'nin açılış gecesine katılan Türkiye'nin siyasi ve sosyo-ekonomik olarak önde gelen insanlarından başlayarak, kat görevlisi, güvenlikçi, garsonuna kadar her kesimden insanın karakteri üzerinden bu coğrafyadaki tüm sorunları bir şekilde ele almış.  Kitabın ana karakteri Konstantiniyye Oteli'nin sahibi olan zengin iş adamının asistanı Zehra Ertan, en azından açılış gecesini düzenleyen kişi olarak kendisinden diğer karakterlere göre daha çok bahsediliyor. Sonra yavaş yavaş belediye başkanları, politikacılar, büyükelçiler, medya patronları, yeni zenginler, salondaki DJ, garsonlar ile ilerleyen şekilde başka hayatlara giriyoruz. Livaneli genelde anlatıcı olmayı tercih etse de, bu kişilerin gözünden de kısa değerlendirmele yapmayı ihmal etmemiş.

Kitap sağa-sola çekilen konusuyla biraz zorlama olmuş kanaatimce, okuyucunun kitabı bitirince "Şimdi ne okudum?" sorusunu düşündürecek kadar hem de. Ancak süreç güzel ilerliyor, okurken daha önce bilmediğiniz pek çok bilgi öğreniyor ve düşünmediğiniz pek çok konuyu düşünmeye başlıyorsunuz. Özellikle yazar olmak isteyen ve ünlü yabancı yazarlara hayran olan bir karakterin Türk yazarların kıymetini anladığı bölüm hoşuma gitti, burada bahsedilen kitapların bir kısmını da okumadığımı fark ettim :). Umarım en kısa sürede okuma fırsatı bulurum. Merak edenler için: Refik Halit - Memleket Hikayeleri, Seyahatname - Evliya Çelebi, Fahim Bey ve Biz - Abdülhak Şinasi Hisar, vb.

"... Aslında yıllardır bu şehri anlatan bir roman konusu dönüp duruyor zihnimde ama öyle bir biçim bulmalıyım ki şehrin hem bugününü kapsamalı, hem de geriye giderek Osmanlı'yı, Roma'yı, Bizans'ı içine almalı. Tarihsel değil ama tarihi de içeren bir roman. Şuraya baksana; bir masal uygarlığı değil mi burası? Zaten binlerce yıl hep masalla ayakta durmuş..."

Daha önce Zülfü Livaneli'den okuduğum ve blogumda paylaştğım kitapların linkeri aşağıdadır, ne tesadüf ki, blogun ilk kaydı Livaneli'nin Serenad'ı. Struma Olayı'nın anlatıldığı kitapta da, "Coğrafya kaderdir" sözünün satır aralarında vurgulandığından söz etmişim. Konstantiniyye Oteli'nde de aynı vurgular mevcuttu, sanırım Livaneli bu sözü her seferinde vurgulamaktan özellikle hoşlanıyor.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm - Zülfü Livaneli
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2015/05/bir-kedi-bir-adam-bir-olum-zulfu.html

Engereğin Gözü - Zülfü Livaneli
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2013/01/engeregin-gozu-zulfu-livaneli.html

Kardeşimin Hikayesi - Zülfü Livaneli
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2013/06/kardesimin-hikayesi-zulfu-livaneli.html

Serenad - Zülfü Livaneli
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2012/12/serenad.html 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.