13 Şubat 2015 Cuma

Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley

Distopya diğer bir deyişle karşı-ütopya türünü sevenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitaptır. Bu türün ilk örneklerinden sayılan Yevgeni Zamyatin'in "Biz" (1920) adlı romanından esinlenildiği düşünülen "Cesur Yeni Dünya" (1932) Orwell'in 1984'ndan farklı bir karanlık dünya yaratır. İnsanların baskı ile sindirilerek yönetildiği 1984'ün aksine, bu dünyada herkes özgür ve mutludur (tabi ki kendilerine bebekken öğretilen çerçevede). Geleceğin dünyasının miladı Henry Ford'un ilk kez araba fabrikasında taşıma bandıyla seri üretime geçtiği T modelinin piyasaya çıkışı ile başlar. Kitapta olayların yaşandığı tarih F.S. 632 yılıdır (Ford'dan sonra 632 yılı - ki günümüzden 500 yıl sonrası gibi düşünebiliriz). İnsanlar Ford'dan bir tanrıymış gibi bahseder, materyalizm pek çok anlamda hayatın her yerindedir; dinler yok edilmiştir, kültürler, sanat, felsefe, dilsel farklılıklar ve evlilik kurumu vb. toplumsal kurallar tamamen kaldırılmıştır. "Herkes herkesindir" mottosuyla insanlar cinselliği dilediği gibi yaşamaktadır ancak tek bir şartla: anne baba olmak yasaklanmıştır. T modelinden esinlenilerek oluşturulan toplum, insanları araba gibi insan üretim fabrikalarında laboratuvar ortamında üretmekte (ki zaten kadınların çoğu da kasten kısır üretilmektedir) ve üretimlerine göre DNA'larını değiştirerek sınıflara ayırmaktadır: Alfa, Beta, Gamma, Delta ve Epsilon (sınıflar da kendi aralarında artı-eksi olarak ayrılmaktadır). Alfa artılar bürokratik ve zeka geliştiren işlerle ilgilenmekte, moron olarak üretilen Epsilonlar fiziksel güç gerektiren fabrikalarda çalışan işçi sınıfını oluşturmaktadır (günlük hayatta giydikleri kıyafetlerin renkleri de farklıdır). Laboratuvarda şişelerden çıkarılan bebekler hipnopedya yöntemi (uykuda öğrenme) ile kendi sınıfına şartlandırılmakta ve kendisini en iyi sınıf sanarak oldukça mutlu bir yaşam sürmektedir. Toplum kocaman bir deney grubu gibidir, hatalı görülen bir davranış biçimi (örneğin çiçek sevgisi vb.), bir sonraki seri üretimden hipnopedya yöntemi ile uzaklaştırılmaktadır. Bu şekilde Denetçiler (bölgelere ayrılan dünyada bir bölgenin en üst yöneticisi) kendilerince kusursuz insanı-ideal toplumu yaratmakta ve soma adı verilen mutluluk verici yapay uyuşturucu ile mütemadiyen beyinlerini uyuşturmaktadır. Bir de bu modern-mutlu dünyada yaşamayı reddeden "ayrık-bölgelerde" yaşayan ve doğumla çoğalan kusurlu yaratıklar vardır: normal insanlar (vahşiler).
 
Modern dünyanın üretim hatası olan insanlarından birisi olduğu için zaman zaman yalnızlık çeken mutsuz alfa-artı Bernard Marx'ın embriyo hemşiresi Lenina ile ayrık bölgelerden birine yaptıkları ziyaret ve buradan yeni dünyaya getirdikleri bir "vahşi" (yıllar önce ayrık bölgede kaybolan bir Beta-eksi hemşirenin oğludur) ile F.S. 632 istikrar yılında bir hareketlenme olur. Önceleri herkes için ilginç olan bu olay, eski toplum düzenine aşina olan ve Shakespeare okuyan John the Savage'ın (Vahşi John) yeni toplumun neler kaybettiğini onlara anımsatmasıyla trajik bir biçimde son bulur.

Kitap üzerine bazı eleştiriler elbette yapılabilir, ki bunların pek çoğuna Huxley yeni baskıların önsözünde cevap vermektedir, ancak kitabın yazıldığı dönem itibariyle güzel bir eleştiri ve ince düşünülmüş bir distopya olduğunu kabul etmek gerek. 1984 kadar etkilenmesem de, Denetçi ile Vahşi arasında geçen konuşmaların (kitabın son bölümünde) oldukça etkileyici olduğunu söyleyebilirim, okunmasını mutlaka tavsiye ediyorum. Kitap adını belli bölümlerde sık sık tekrarlanan Shakespeare'nin Fırtına adlı eserinde Miranda'nın repliğinden almaktadır:

"Bu kadar bunca yakışıklı varıp gelmiş buraya
Ne güzel şeymiş meğer insanlık
Böyle dünyalıları olan
Yaşasın bu yaman, bu cesur yeni dünya."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.