25 Aralık 2012 Salı

Başucumda Müzik - Kürşat Başar


Bu kitabı lise yıllarımda yakınımdaki tüm arkadaşlarım okumuştu (öyle pis bir huyumuz vardı, bir kitap alınır bunu on kişi okurdu). Ben okumadım, niye okumadığımı anımsamıyorum, fırsat bulamadım sanırım. Geçen gün (Aralık ayının ikinci haftası) Profilo D & R’da gezerken dikkatimi çekiverdi. Aldım, ancak okurken fark ettim ki aslında lise yıllarımda okumalıymışım bu kitabı. Hem biraz basit buldum hem de biraz sıkıldım desem yalan olmaz. Zira ben başından sonuna kadar yazarın anlatıcı olduğu (kendi açısından olayları görüp yazdığı) kitapları (karakter çok iyi bir anlatıcı değilse) pek sevmemişimdir.
Bir de kitabın karakterlerini sevmek diye bir şey var. Kitabın ana karakteri kadın çok şımarık ve tatminsizdi bence. Hayatta böyle insanlar da var elbette ve onlar da roman kahramanı olabilir. Ama sevmeyince sevmiyorsunuz işte. Canan Tan’ın “Yüreğim Seni Çok Sevdi” kitabının karakteri Aslı gibi. Ama tek farkı Aslı ne kadar tatminsiz ve sıkıcı biri olduğunun farkında değildi ve kendini iyi biri sanıyordu. Çok sinir bozucu bir kızdı yani!
Kitap bir kadının size baştan sona içini dökmesi ve sırlarını anlatması şeklinde. Açıkça bahsedilmese de, gençlik yılları 1950’lere rastlıyor ve biraz da kalbur üstü bir ailenin kızı.  Önce şaşırtıcı bir kararla bir dış işleri memuruyla (diplomat olacak) evlenip Amerika’ya gidiyor orada eşiyle sıkıcı birkaç yıl geçiriyorlar. Yeni bir atama için Ankara’ya döndüklerinde ergenlik çağlarında (14 yaşındayken) görüp hoşlandığı bir Bey ile bir baloda karşılaşıyorlar (Fuat Bey). Olgunluk çağına gelmiş Fuat Bey’in evli de olsa genç ve güzel bir kadına ilgisi kaçınılmaz elbette. Sıkıcı evliliğinden bunalmış olan genç kadının (böyle diyorum çünkü adını hiç söylemedi) da ergenlik hayali Fuat Beye (kısa zaman içinde Menderes hükümetinde bakan olacaktır kendisi) ilgisiyle aralarında dünyanın pek çok yerinde gizli gizli buluşacakları bir aşk doğacaktır. Bir rivayete göre bu kitapta anlatılan yasak aşk hikayesi 1950'lerde Dışişleri Bakanlığı yapan Fatin Rüştü Zorlu ile genç diplomat Orhan Kutlu'nun eşi Vesamet Kutlu arasında yaşanmış. Elbette ki sonu yok. Belki olurdu ama genç kadın kocasından sevdiği adam için ayrıldıktan bir süre sonra askeri darbe oldu ve tahmin edeceğiniz üzere Fuat Bey'in sonu hüsran oldu (ilk defa bir kitabın sonunu söylüyorum ama siz zaten rivayetten tahmin etmiştiniz - 1960 Darbesi ve Adnan Menderes ile beraber dönemin Dışişleri Bakanının da asılması). 
Kitabın en sevdiğim yanı pek çok olayın müzikle bütünleştirilmesi. Baloda çalan müzik, Paris’te bir sokak çalgıcısının çaldığı müzik, Fuat Bey’in armağan ettiği müzik kutusunun ezgileri... Bazı şarkıların isimlerinin verilmesi de hoşuma gitti. Romantik müzik sevenlerin (boş vakitleri varsa) bu kitabı okumak hoşlarına gidebilir.

Bir de kitabın sonundan hoşlandım. Son paragraftan yalnızca: "Hayatın bir yerinde verdiğimiz kararı değiştirip yeniden başlamak...Rastlantılar zincirini değiştirmek...Kendimizle birlikte etkilediğimiz insanların yaşam öyküsünü de yeniden kurmak...Sanki dev, çözülmesi güç bir yapbozun garip biçimli parçalarını yeniden farklı bir resim oluşturacak şekilde bir araya getirmek.... Ahh, hayır, biliyorum, o makineyi yapamadılar..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.