4 Haziran 2013 Salı

Kardeşimin Hikayesi - Zülfü Livaneli

Kitaba bir arkadaşımın tavsiyesi ile başladım. Doğrusunu söylemek gerekirse ilginç bir kitaptı, sevdim. Kitapta başından türlü olaylar geçen ve bu sebeple insanlara güveni azalan ve insanlara karşı dokunma fobisi geliştiren bir mühendisin emekli olduktan sonra İstanbul'a bir saat mesafedeki Podima köyündeki mütevazi yaşamı anlatılır. Ahmet olarak bilinen bu mühendisin Podima köyündeki kitaplarıyla olan sessiz yaşamı, yine kendisi gibi şehirden kaçan entellektüel bir çiftin gece davetinden sonra evin hanımı genç ve güzel Arzu'nun öldürülmesiyle biraz değişir. Zira Arzu'nun eşinin Güzel Sanatlar Akademisinde profesör ve belli kesimlerce tanınan bir ressam olması dolayısıyla olay medyanın dikkatini çekmiştir ve köye gazeteciler akın etmiştir. Bu gazeteciler arasında genç ve hırslı bir kız, Arzu ile tanışıklığı sebebiyle bu tuhaf mühendis beyle iletişime geçmeye çabalar. İnsanlarla arası pek iyi olmayan mühendis bey ilk olarak konuşmak istemese de, bu hırslı gazeteci kızdan hoşlanır ve kendisine ilginç hikayeler (kardeşinin hikayesi) anlatarak ve biraz da kendinden bahsederek onu uzun süre yanında tutar. Tabi bu hikayelerden, asıl olayımız gibi görünen cinayetle ilgili bazı ip uçları ediniriz (ben katili tahmin etmiştim mesela). Ancak, kitabın sürprizi bu değil, kaldı ki, cinayet kanaatimce kitabın asıl konusu değil. Asıl çarpıcı olan olay bizi kitabın sonunda bekliyor olacak. Kitabın sonu yazılırken hukukçulardan destek alınması yerinde olmuş :)
 
"Bak bu Anna Karenina, aşk yüzünden intihar; bu Bovary o da aşk yüzünden intihar; bu Werther; o da aynı şekilde; bu Othello, aşk yüzünden cinayet; bu Fuzuli'den Leyla ile Mecnun....Söylüyorum sana, dünyanın en tehlikeli duygusu aşktır. İnsanları felakete sürükler."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.