Powered By Blogger
DREAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DREAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2015 Çarşamba

Sandman / Ebedi Geceler - Neil Gaiman

1988 yılında başlayarak 1996 yılına kadar yayınlanan Sandman serisini daha önce yazmış olduğum "Uyanış" ile sonlandırdık aslında. Ancak muhtemelen çok sevilmesi veya Gaiman'ın bitmek bilmez ilhamı dolayısıyla 2005 yılına kadar muhtelif zamanlarda yayınlanmış bazı kitaplar da bulunmaktadır. 2003 yılında yayınlanmış olan Ebedi Geceler (Endless Nights) de 10 kitaptan oluşan Sandman Serisine on birinci kitap olarak eklenmiştir. Aslında Sandman serisinin süregelen hikayesine devam niteliğinde olmasa da, Ebedilerin her birisi için bir öykü içermesi dolayısıyla bağımsız bir devam kitabı sayılabilir (Her şey aynı tas aynı hamam der gibi de görünüyor). Kısa zamanda bitse de, son sayılar arasında en sevdiğim eser bu oldu. Ancak Sandman serisinin baş kahramanı Düş Lordu'nun bu kitaptaki hikayesi biraz sönük kalsa da, sert görünümünün altındaki naifliğini iyi yansıtmış. Kitapta en etkileycisi hikayeler Ölüm'ün (Death) ve İhtiras'ın (Desire) hikayeleri kanaatimce. Hezeyan (Delirium) ve Umutsuzluk'un (Despair) hikayeleri karakterlerini çok iyi yansıtsa da okuyucuyu biraz strese sokabilecek gibi görünüyor. Yıkım'ın hikayesi (Destruction) yarım kalmış gibiydi ancak Yıkım zaten serinin başından bu yana sürekli ortadan kaybolarak bu gizemi yaratmayı seven bir karakter. O nedenle şaşırtıcı değil. Son olarak sevgili Kader (Destiny). Onun hikayesi de Ölüm gibi, dünya kurulduğundan bu yana aynı: "Atomların ve galaksilerin hareketi onun kitabında; o ise aralarında pek bir fark görmüyor. Her şey onun kitabında. Bir gün kitap bittiğinde kitabı bırakacak; ardından ne geleceği ise hala yazılmış değil.... Kader yürümeye devam ediyor..."

Heyecan verici olmasa da, güzel bir eserdi, hatta Ebedileri tanımak adına ilk kitap olarak bile okunabilir. Şu an enerjimi diğer kitaplara (Midnight Theatre, Book of Dreams, The Dream Hunters) ayırdım, tabi Türkiye'de bulabilirsem. Sandman serisini okumak isterseniz, bir anımsatma yapayım, 1991 yılında Dünya Fantastik Edebiyatı Ödülünü alan Sandman, bu ödülü alan ilk -kurallar değiştirildiği için muhtemelen son- çizgi romandır.
 
"Çoğu kişinin isteği mum alevi gibidir, titreşir, değişir. Diğer yandan, senin isteğin bir orman yangını gibi. Seni uyarmalıyım, istediğini almak ve mutlu olmak epey farklı şeyler."
 
Sandman 10: Uyanış
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2015/04/sandman.html

3 Nisan 2015 Cuma

Sandman / Uyanış - Neil Gaiman

Daha öncee Ebediler'den birinin öldüğünü bahsetmiştim, sekizinci kitabn sonundaki cenaze törenini ve Merhametliler'deki intikam sürecini de anlatmıştım. Uyanış'ta cenaze töreninin ve Düş Lordu'nun (söylememeye direndim ama artık dayanamadım) yeniden uyanışının hikayesi anlatılmaktadır. Kitabın orijinal adı olan "The Wake" Hristiyanlıkta bir kişinin vefatından sonra kişiyi anmak için yapılan törene verilen isimmiş, dolayısıyla bu serinin adının neden "The Wake" olduğunu anlamak zor değil. Düşlerin çocuğu; Lytha Hall'ın bebeğinde yeniden vücut bulan Düş Lordu'nun; daha önceki serilerde bahsedilen düşlere bulaşmış tüm insanların katılımıyla gerçekleşen cenaze töreni ve diğer Ebedi kardeşleriyle tanışma serüveninden sonra (bu arada Hezeyan'ın da ikinci kere vücut bulduğunu öğreniyoruz) kitap başka garip hikayelerle devam ediyor. Diğer anlatılanlar arasında en sevdiğim hikaye William Shakespeare'nin tek başına yazdığı son eseri olan "Fırtına"nın Düş Lorduna sunulduğu bölüm oldu. Sandman'da "Bir Yaz Gecesi Rüyası" ile başlayan Shakespeare hikayesi muhtemelen "Fırtına" ile son bulmuş oldu. Daha önce "Bir Yaz Gecesi Rüyası"nı okuyarak sizinle paylaşmıştım, bu kez ilk fırsatta "Fırtına" adlı eserini okuyacağım (daha önce bu esere Cesur Yeni Dünya kitabında da atıf yapıldığından da bahsetmiştim). Uyanış uzun bir eser değil, bu yönüyle hayal kırıklığı yaratabilir, ve daha doğal bir süreci anlatıyor, Merhametliler kadar heyecanlı değil. Dolayısıyla şu an büyük umutla bir sonraki (ve son) kitabı okumayı bekliyorum. Bununla beraber, nadiren kendini gösteren Yıkım (Destruction)'ın bu bölümde Düş Lorduna verdiği bir tavsiyeyi belirtmeden geçmek istemiyorum: "...her şeyin bir şekilde en iyi sonuca varacağına inanırsan kurtulabileceğin belaların sayısına da inanamazsın.."

"Uyanış’ta; kadim tanrılar, eski dostlar ve düşmanlar, Düşler’in eski Kral’ını anmak için toplanıyorlar ve Ebediler’in Morpheus’unun uzun öyküsü sona eriyor. En garip uyanışlardan birinin ertesinde Morpheus’un yankıları aksediyor ve ölmeyi reddeden bir adama, düşler çölünde kaybolmuş Çin’li bir alime ve kendi alacakaranlık yıllarında Sandman’e olan son yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda olan yaşlı William Shakespare’e dokunuyor…"
 
Sandman 9: Merhametliler
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2015/01/sandman-merhametliler-neil-gaiman.html

Bir Yaz Gecesi Rüyası - William Shakespeare
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/04/bir-yaz-gecesi-ruyas-william-shakespeare.html
 

22 Ocak 2015 Perşembe

Sandman / Merhametliler - Neil Gaiman

Kış Okuma Şenliğinin benim için en kolay kategorisi bu oldu. Zaten Sandman serisinin tüm kitaplarını almıştım, bu nedenle sıradaki kitabı zevkle öne aldım. Daha önce belirtmiştim serinin sekizinci kitabında biraz yavaşlama olmuştu, diğer kitaplara nazaran Dünyaların Sonu'nu daha az sevmiştim. Ama dokuzuncu kitaba bayıldım :). Kabul etmek gerekirse hüzünlüydü ancak en serinin en heyecanlı kitaplarından birisiydi. Serinin sekizinci kitabını yazarken size son sayfada yer alan bir cenaze töreninden söz etmiştim ve neden bütün Ebediler'in orada olduğunu ve kimin cenazesi olduğunu merak ettiğimi söylemiştim. İşte bu kitapta cenazenin kime ait olduğunu ve sebepleriyle birlikte sürecini öğreniyoruz. Hem -spoiler- olmaması açısından hem de oldukça hüzünlendiğim için kim olduğundan bahsetmek istemyorum -ki eğer seriyi takip eden biriyseniz öğrenmek istemeyeceksiniz zaten. Bu arada Merhametliler'in kim olduğunu açıklayalım: Her ne kadar intikam tanrıçaları olsa da, onlar kendilerinin övülmesinden hoşlanan üç jenerasyona ait kadın görünümlü yaratıklar. Yunan mitolojisinde "Erinyesler" olarak bilinen öç alma tanrıları insanların öfkelerinden beslenirler ve bazı kaynaklara göre vicdanın sesi onlara aittir. Bu kitapta daha önceki sayılardan tanıdığımız ve dünyada bebeğinden başka kimsesi olmayan Lytha Hall, bebeği kendisinen alınınca Merhametliler ile bir anlaşma yapar. Öfkesi kendisini yönlendirirken yaptığı seçimlerin neye yol açacağını öngöremeyen Lytha, karanlık güçlerin arasında yeni bir savaşa neden olur bir süredir beklenen sonlar yaşanır.

Muhtemelen en uzun Sandman hikayesiydi ancak yaşanan her şey neredeyse tek bir olayın çevresinde dönüyor. Lytha Hall'ın öfkesinin ona çizdiği yol ve Düş Lordu'nun uzun zaman önce planladığı yeni hayat yeni seride nasıl devam edecek meraklar bekliyorum. Tabi bir de Rose Walker var, İhtiras'ın fani torunu, eminim tekrar yeni kitapta boy gösterecektir. Yoksa siz hala Sandman serisini okumadınız mı?

"Size okulda öğretmedikleri şeylerin listesini yapıyorum: Birini nasıl seveceğinizi öğretmiyorlar. Size nasıl ünlü olacağınızı öğretmiyorlar. Size nasıl zengin ya da fakir olacağınızı öğretmiyorlar. Size artık sevmediğiniz birinden nasıl uzaklaşacağınızı öğretmiyorlar. Size başka birinin aklında neler olduğunu nasıl bileceğinizi öğretmiyorlar. Size ölmekte olan birine ne söyleyeceğinizi öğretmiyorlar. Size bilmeye değer bir şey öğretmiyorlar."

Sandman 8: Dünyaların Sonu
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/12/sandman-dunyalarn-sonu-neil-gaiman.html

15 Aralık 2014 Pazartesi

Sandman / Dünyaların Sonu - Neil Gaiman

Bir gerçeklik fırtınasının girdabına kapılmış, zaman, söylenceler ve hayallerin yolcuları, Dünyaların Sonu'ndaki bir hana sığınırlar. Chaucer'in Canterbury Öyküleri'nin geleneğine uygun olarak fırtınanın dinmesini beklerken gittikleri yerlerin, gördükleri şeylerin ve düşlerinin öykülerini anlatırlar. Tabi Sandman'ın sekizinci kitabında yer alan bu kurgunun Canterbury Öykülerinden farkı tümünün fantastik hikayelerden oluşması. Aslında konu temel itibariyle biraz basit: Hepsi kötü hava koşullarına veya yolculuğa engel bir duruma takılan bir grup yolcu, bir şekilde kendilerini "Dünyaların Sonu" hanında bulurlar (Worlds' End). Burada her türlü (zaman ve mekandan bağımsız) karakter bulunmaktadır: Perilerin elçisi Cluracan, 1994 yılından iki yolcu (kitabın yazıldığı yıl), 1914 yılından bir miço, Litharge mezar şehrinden bir grup definci vb. tuhaf tipler. Anlattıkları hikayeler ilginçti, bu anlamda kitabı sevdim ancak üzülerek belirtmeliyim ki şimdiye kadar okuduğum Sandman serisinde en az sevdiğim kitap buydu. Nedenini henüz bilmiyorum, belki de Düş Lordu ve diğer Ebedilerden çok az bahsettiği içindir. Yine de, son kısım ben de merak uyandırdı. Tüm han yolcularının pencereden bakarak gökyüzünde gördüğü ve Ebedilerle beraber diğer görnünmekeyn dünya halklarından temsilcilerin katıldığı cenaze töreni. Kim içindi, ne amaçlanıyordu? Umarım bu soruya devam eden kitapta cevap bulabilirim. Ayırca en son sahnede Lady Death'ın yüzünü görmek, beni hüzünlendirdi. Death'in neden bu kadar hüzünlü olduğunu öğrenmek istiyorum.

Gaiman ilgilnç hikayeler kurgulamış (en sevdiğim hikaye mezar şehrinde geçen "Kefenler" idi), ancak belirttiğim gibi, Sandman'ın hikayesini merak ediyorum ben, ve onu tamamlayana kadar seriyi okumaya devam edeceğim. Zaten buraya kadar geldiyseniz, Sandman sizi çoktan avucuna almış demektir :).

"Böyle yerlerin olması önemlidir. Ruhu uçup da yaşamın kıvılcımı söndüğünde veda ayinleri gereklidir. Yaptığımız bütün ayinler veda etmemize yardım eder. Veda edilmelidir. Bu ayinlerin başka işlevleri de var tabi. Bizi bir zamanlar sevmiş olanların ölümden sonra peşimizden ayrılmaması korkunç bir şeydir. Sevdiklerimizin peşinden ayrılmama korkunç bir şeydir." (Kefenler).

Sandman 7: Kısa Yaşamlar
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/12/sandman-ksa-yasamlar-neil-gaiman.html

1 Aralık 2014 Pazartesi

Sandman / Kısa Yaşamlar - Neil Gaiman

"Neil Gaiman sadece kendine ait bir düzlemde. Alanındaki hiç kimse bundan daha iyi değil. Kimse böyle  bir hikaye derinliğine, yetkinliğe ve yelpazesine sahip değildir Gaiman bir usta ve onun geniş öyküleri diğer herkesin öykülerine aksine duyguların her tonuyla doludur." Gaiman'ı hakkında daha iyi fikir edinebilmek adına bu alıntıyı paylaşmak ihtiyacı hissettim. Fark ettim ki, her bir ilerleyişte bu seriye olan ilgim daha da artıyor ve bir sonraki kitabı okumak için daha fazla heyecan duyuyorum. Sandman 7 : Kısa Yaşamlar'da çok farklı bir şey denemiş Gaiman. Farklı farklı karakterlerin hikayelerinin Düş Lordu üzerinden birleştirilmesindense, Düş Lordu'nun başrolü oynadığı bir yolculuk anlatılır: Hezeyan (Delirium) ile beraber yıllar önce kendilerini terk eden kardeşleri Yıkım'ın (Destruction) peşine düşerler. Sevgili duygusal Düş Lordu'm Morpheus önceleri büyük kısmı gerçek dünyada geçecek olan bu yolculuğu (Yıkım izinin sürülmesinin zor olacağını düşünerek gerçek dünyaya kaçmıştır) kendisini terk eden genç bir kadını unutmak için kabul etmiştir ( ya da belki de gerçek dünyaya giden bu kadını bir kez daha görmek istemiştir kimbilir). Ancak zamanla bu yolculuğu bir "mücadele" (Challenge) olarak düşünmüş ve başarıya ulaşabilmek için iletişim kurabileceği mitolojik karakterlerle ve diğer Ebedilerle konuşarak denenmesi gereken her yolu denemiştir. Toplamda 9 bölümden oluşan kitap, temel hikayeye Düş Lordu ile Hezeyan'ın yolculuğunu alarak bize yan karakterleri de tanıtmıştır: İshtar (aşk, bereket ve seks Tanrıçası), Leydi Bast (Kedi Başlı Tanrıça), Alderman (Mitolojik Ayı-adam), Etain (Kelt Mitolojisinden bir isim) ve diğerleri. - Spoiler - olacak ama, sonunca Yıkım'ı bulmayı başaran Düş'ün dünyada ilk canlı var olduğundan beri mevcut olan varlığına Yıkım'ın bilgece sözleri sonucunda büyük bir değişim aşılanıyor.

Morpheus ve diğer Ebediler (İhtiras, Umutsuzluk, Hezeyan, Ölüm, Kader ve Yıkım), biri hariç, hiç birinin fark etmediği ve arzulamadığı, onları kaçınılmaz yok oluşlarına doğru götüren bin yıllık kargaşa dolu değişime doğru yol alıyorlar: Görünüşe göre sonsuzluk bile kısa.

Kitapta Leydi Hezeyan'ı daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz (Gaiman'ın bu karakteri yaratırken ABD'li şarkıcı Tori Amos'dan esinlendiği söylenmektedir). Yüz yıllar önce sarı saçlı aklı başında bir Ebedi iken -henüz sebebini bilmediğim bir şekilde- değişim geçiren Haz'dan (Delight) Hezeyan'a (Delirium) dönen bu genç bayanın alemini tanımak bile ilginç: rengarenk, tuhaf böcekler veya ilgi uyandıran küçük sevimli şeyler, spiraller, yıldızlar.. vb. (hezeyanın ele geçirdiği fanilerin iç dünyaları gibi). Dolayısıyla kendisinin de iki karakteri var: Birisi çok zeki ve her şeyi bir anda anlayan diğeri tamamen aklını kaybetmiş birisi gibi. Kitapta en çarpıcı bulduğum nokta, Hezeyan'ın sorularıydı:

"- Gerçekten hoşlandığın biriyle sevişmenin aslında nasıl bir his olduğunu uzun süre önce unutmuş olduğunu tam fark ettiğin an için kullanılan kelime neydi?"
- ...
- Biriyle tanıştırmak istediğin birinin ismiyle aynı anda o tanıştıracağın kişinin de ismini unutmanı anlatan bir kelime var mı?
- ...
- Şeylerin her zaman aynı olmamasını ifade eden kelime nedir? Yani böyle bir kelime olduğuna eminim, var değil mi?
- Değişim.
- Oh. Ben de bundan korkuyordum."

Sandman 6: Fabllar ve Yansımalar:
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/07/sandman-fabllar-ve-yansmalar-neil-gaiman.html

21 Nisan 2014 Pazartesi

Sandman / Düş Ülkesi - Neil Gaiman

Düş Ülkesi: Neil Gaiman tarafından yazılan ve çizgi roman sektörünün en çok rağbet gören çizerleri tarafından resimlenen bu akıllıca yazılmış ve derin bir hüzün içeren destan, çağdaş kurgu, tarihi öyküler ve efsanelerin kusursuzca bir araya getirildiği, modern mitoloji ve karanlık fantezinin birleşimi olan bir eser. Sandman'ın bu üçüncü kitabında neredeyse birbirinden bağımsız dört hikaye var. Birincisi 1927 yılında ünlü yazar Erasmus Fry tarafından yakalanan ve 60 yıl boyunca onun tutsağı olan ilham perisi "Calliope"nin hüzünlü hikayesi. Calliope dokuz ilham perisinin (ilham perileri Zeus ve Mnemosyne'nin dokuz gecelik sevişmelerinin ürünleridir) en küçüğü ve epik şiirlerin ilhamıdır. Calliope'dan faydalanarak birbirinden güzel kitaplar yazan Erasmus Fry, onu kendisi gibi ilham arayışında olan başka bir yazara verir. Bu tutsaklığı sona ermeyen ve sürekli insanlar tarafından aşağılanan (tecavüze uğrayan) Calliope eskiden bir şekilde bir yakınlığı olan Ebdeiler'den birinden, Oneiros'dan yardım istemek zorunda kalır (Oneiros Sandman'ın Yunan Mitolojisindeki adıdır ve kendisi de bir süre insanların elinde tutsak kaldığı için yardım etmeye kararlıdır). İkinci hikayemiz "Bin Kedinin Düşü". Lovercraft okuyan bir arkadaşım bu hikayenin daha önce "Hayalet Şehirler: Ulthar'ın Kedileri"nde anlatıldığından bahsetti. Sandman'daki pek çok hikayenin Lovercraft'tan esinlenildiğine dair söylentiler duymuştum ancak mitoloji ve tarihten beslendikleri için aralarındaki benzerlik bana olağan geliyor açıkçası. Bin Kedinin Düşü insanoğlunun hakimiyetine kedi gözüyle bir bakış: Düşlerin Kedisiyle görüşen bir ev kedisinin diğer kedileri insanların hakimiyetinden kurtarma çabası da denilebilir. Biraz meşakkatli gibi :). Üçüncü hikaye "Bir yaz Gecesi Rüyası". Tam da tahmin ettiğiniz gibi, William Shakespeare'nin ilk en önemli eseri. Bir önceki kitapta, Düş Lordu'nun yeteneksiz bir yazarla pazarlık yaparak ona yetenek verdiği bir bölüm vardı - ki o Shakespeare'di. Ancak kendisinden bu yetenek karşılığında ne istediğini bu hikayede öğreniyoruz: Kendisi için iki oyun yazması. Birinci oyun başka bir boyuttan Düş Lordu'nun davetlisi olarak gelen doğaüstü yaratıklara bir gezici tiyatro ekibiyle oynanıyor ve ilginç bir şekilde oyunun pek çok karakteri bu fantastik kahramanların ta kendileri! Son bölüm "Maske". Burada süper kahraman olmak isteyen bir kadının düşünde Ra'nın yanına giderek ondan ölümsüzlük ve doğaüstü güçler alması anlatılıyor. Ancak olaylar pek de istediği gibi gelişmediği için, ölümsüz de olsa, çok çirkin bir görüntüye sahip oluyor ve insanların içine çıkamayarak karanlık bir evde hayatını sürdürüyor. Artık daha fazla dayanamayacağını hissettiği bir noktada ölmek isteğini yürekten belirtince birden karşısında Death'i görüyor (sonunda). Death ona gerçekten istediği şeyi almanın  bir yolunu gösteriyor.

Sandman'ın bu eserinde Ebediler'den çok az bahsedilse de, bu yan hikayeleri sevdim. Yunan mitolojisi ve Shakespeare hakkında biraz bilgi edinmemi sağladı. Sanırım bir sonraki okuyacağım kitap Shakespeare'in "Bir Yaz Gecesi Rüyası" olacak. Uzun süredir bir yerden başlamak istediğim Shakespeare klasiklerine bu şekilde başlamak da ayrıca mutluluk verici :)

"Neden bu endişe onu da bilmiyorum. Will mükemmel hikayeler yaratmak için oldukça hevesli bir aday.  Hikayeleri insanlık var oldukça yaşayacak, kelimeleri zaman boyunca yankılanacak. Benden istediği buydu. Ama bedelinin ne olduğunu anlamadı. Ölümlüler bunu asla anlamıyor. Sadece ödülün, kalplerinin arzularının peşindeler... Ama istediğin bir şeyi elde etmenin bedeli, bir zamanlar istemiş olduğun bir şeye sahip olmaktır."

Sandman 2: Bebek Evi
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/03/sandman-bebek-evi-neil-gaiman.html

28 Mart 2014 Cuma

Sandman / Bebek Evi - Neil Gaiman

Sonunda "Sandman" serisinin ikinci kitabını da okudum. Bu hafta o kadar yoğundum ki, bu kitabı bulduğum her fırsatta birkaç sayfa okuyarak bitirdim (bir taraftan hep aklım onda kaldı). Neil Gaiman'ın hikayelerindeki korku ve umut, insanın kalbinin en derinlerinde kıvrılmış yatan korku ve umudun birer yansıması. Sandman okumak yalnızca yeni ve radikal bir çizgi roman okumak demek değil! Bu seri fantastik edebiyat severler için bulunmaz bir mücevher! Hayal gücünün sınırlarını zorluyor. Serinin bu ikinci kitabı, alakasız gibi görünen "Kum Masalları" ile başlıyor. Bir yerli kabilesi ergenliğe giren erkek çocukları çölün bir bölgesine götürerek o gece yalnızca bir kez duyacakları bir hikaye anlatıyor (bu erkek olma ritüelinin bir parçası). Hikaye geçmişte cam şehirde yaşayan güneşin şimdiye kadar gördüğü en güzel kraliçenin Düş Lordu'na aşık olması ancak ölümlülerle ölümsüzlerin aşkları yasaklandığı için intihar edip Ölümün Krallığına yol alması anlatılıyor. Sandman Ölümün Krallığın'da da bu kadına kendi diyarının kraliçesi yapmak için teklifini sunuyor ancak reddedilince Sandman'ın ona neler yaptığını henüz bilmiyoruz. Bu hikayenin bir de kadınlar arasında nalatılan versiyonu varmış, belki gelecek sayılarda öğreneceğiz. Ancak bu küçük hikayecik sayesinde Dream'in geçmişinden az da olsa bir şeyler öğreniyoruz ve devamında sevgili Ebediler'den bazıları ile tanışıyoruz: Desire (çift cinsiyetli ve feminen görünse de kadınları hamile bırakabiliyor) ve Despair (umutsuzluk ve çaresizlikten beslenen bir cins).

Bu serinin en heyecanlı olayı (ki bence birinci kitap daha heyecanlıydı) "Girdap"tı. Hikayenin geçtiği yüzyılda (20.yy) bir rüya girdabı oluşacaktır ve bu girdabı yaratacak kişi Rose isimli genç bir kızdır. Her nedense, bu girdabı fırsat bilen Desire girdap aracılığıyla Dream'i hedef alan hain planlar içindedir. Dream hem bu girdapla hem de uzun yıllar esir kaldıktan sonra geri dönüp sayım yapınca kaçtıkları anlaşılan dört hizmetkarıyla uğraşmak zorunda kalır (Brute ve Globe, Korintli ve Kemancının Bahçesi). Bir de "tuhaf nesneler koleksiyoncuları" var tabi, biri de Korintli. İşte burada psikopatlıkların dibini görebiliriz! Sandman'ın her yüzyıl buluşup sohbet muhabbet ettiği Talihli Adamları da size bırakıyorum :). 

Bir önceki yazımızda Death'in benzeri olan sanatçının resmini paylaşmıştım. Bu kez de Dream'in ilhamı olduğu iddia edilen İngiliz müzisyen Robert Smith'in resmini paylaşmak istiyorum. Her iki karakterin ilhamları da müzisyen olduğu için, Gaiman'ın bu serilerin satır aralarında engin bir genel kültür paylaşını yaptığı kanaatindeyim. Ne kadarını anladığımı bilmiyorum tabi:

"Bu demek ki dünya sonsuza kadar dibe inen simsiyah pis su ile dolu bir kuyunun üzerindeki pislik tabakası kadar katı ve inanılır. Ve derinliklerde öyle şeyler var ki düşünmek dahi istemiyorum. Bu demek ki hepimiz birer oyuncak bebeğiz. Ne olup bittiği hakkında en ufak bir fikrimiz bile yok. Yalnızca hayatımızın kontrolünün elimizde olduğunu sanarak kendimizi kandırıyoruz. Aslında bir kağıdın inceliği kadar ötemizde, uzun zaman düşünürsek bizi çıldırtacak olan şeyler bizimle oyun oynuyor.”

Sandman 1: Düş Müziği
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/02/sandman-dus-muzigi-neil-gaiman.html

24 Şubat 2014 Pazartesi

Sandman / Düş Müziği - Neil Gaiman

Sandman serisini ilk duyduğum andan itibaren okumak için can atıyordum. Birinci kitabı alarak bu seriye büyük bir heyecanla başladığımı belirtmeliyim. Serinin ilk kitabı olduğu için henüz "Ebediler"den biriyle tanışıyoruz: Dream yani Düş Lordu Morpheus (Kitabın sonuna doğru Ölüm, Death ile de tanışıyoruz ancak birbaç bölümde sadece). Yıllar sürecek hikayemiz 1916 yılında İngiltere'de Kadim Gizemler Tarikatının lideri Burgess'in (namı diğer Magus) bir şekilde elde ettiği Magdalene'nin Büyü kitabı aracılığıyla Ölüm'ü hapsetmek istemesiyle başlıyor. Düzenlenen ayinde Ölüm yerine onun küçük erkek kardeşi Dream'i tuzağa düşürülür. Dream'a ait olan miğfer, kum torbası ve varlığının bir parçasıyla oluşturduğu yakut kolyesi elinden alınır ve onun için, rünlerle çevrili bir çemberin içinde 70 yıl sürecek bir tutsaklık hayatı başlar. Tabi bu süreçte insanların düşleri bozulduğu için çeşitli ruhsal hastalıklar, uyku bozuklukları, olmayacak kabuslar dünyada baş gösterir (Ki düşünün eğer Dream yerine Death hapsedilseydi dünyanın hali ne olurdu? Can you imagine?) Bu sürenin sonunda birinin düşüne sızarak kaçabilmeyi başaran Dream kendisinden çalınarak bir şekilde evrenin (cehennem de dahil) dört bir tarafına yayılan eşyalarının peşine düşer. Hikayenin bundan sonraki kısmı Dream'in eşyalarının peşindeki maceralarıyla geçer (veeee en sonunda Death ile tanışırız ki en güzel parça burasıydı kanaatimce). Bir de 24 saat bölümü var ki tüm vahşi yönünüzü tatmin edecektir.

Sandman'ın başlangıç itibariyle oldukça ilginç ve sürükleyici olduğunu söyleyebilirim - ki zaten söze ihtiyaç yok modern çağın en orijinal ve fantastik çizgi romanı olarak kabul edilir- Şimdi bu noktada bir şey belirtmek isterim; korku, mitoloji ve değişik fantastik unsurlardan ilham alınarak oluşturulmuş bu eserin H.P. Lovercraft'ın Cthulhu'nun Çağrısı (The Call of Cthulhu) kitabından esinlenilerek oluşturulduğu söyleniyor ki konularına baktığım kadarıyla benzer yönleri var. Önemi var mı ? Yok! Fantastik eserler bilemeyenler için hep birbirine benzemektedir zaten :) Ama bir noktaya katılıyorum (Death'ın Siouxsie Sioux ilham alınarak çizildiği) zira katılınmayacak gibi değil şu tiplere bakın:

Her ne olursa olsun, kendinize bir iyilik yapın ve bu seriye başlayın! Hem kısa süreli de olsa dünyayı unutup kendinize bir misyon edineceksiniz: sonuna kadar gitmek! Daha yazacak çok şey var ancak serinin başka kitaplarına umarım.
 
"Bu gece yalnız hissediyorum...Her zaman yalnız yaşayan biri oldum ama rüyanın gece bölgesi sahillerinde, yalnızlık beni dalgalar ile yıkayarak kıyıyı dövüyor, ruhuma asılıyor... Gecenin sularına kum serpiyorum. Zerreler düşerken yanıyor. Bana çok geçmişte kalmış başka birini hatırlatıyor.... Onu, o zaman bile düşerken seyrettim. Yüzü mağrur, gözleri hala gururluydu... Boşlukta yürümenin vakti geldi. Bana ait olanı geri alma vakti."

"Sabahları uyandığımızda gözlerimizdeki çapakların sahibi Sandman’dir. Uykuya dalmadan önce gelir ve rüya görmemiz için gözlerimize büyülü bir kum serper. Uyanışa doğru o büyülü zerrecikler çapaklaşır."