Powered By Blogger
MASAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MASAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979 - Mine Söğüt

Kitabın adı çok ilgi çekiyor, herkeste farklı bir kurgunun imasını yapığından da eminim. Bana ilk anda adından dolayı İran İslam Devrimi'nden bahsettiğini düşündürmüştü ancak hikaye tamamen 1979 yılının Türkiye'si üzerinde kurgulanmıştı. Aslında hikayeye 1980'e giden sürecin geriye dönülüp bakıldığında nasıl göründüğüne ilişkin "karamsar bir bakış açısı" da denilebilir. Toplumsal cinnetin zirve yaptığı 1979 yılında yaşanan olaylardan esinlenilerek yazılan hikayede, bu cinnet hikayeleri ayrı ayrı ama tek bir sonuca bağlanan şekilde Şahbaz'ın ağzından ölmek üzere olan genç bir kadına anlatılmaktadır. Şahbaz'ın kim  veya ne olduğu okuyucunun hayal gücüne bırakılsa da, Şahbaz kendisini insanların aklına girerek onları kandırabilme kudretine sahip bir varlık olarak tanımlamaktadır. Kötülükten beslenen Şahbaz, üç kapılı hanın (işkence yapılan yer) bodrum katında ölmek üzere olan bu kadına Şehrazat'ın Şehriyar'a anlattığı hikayeler gibi ölüm ve cinayet masalları anlatacaktır. Birbirinin tıptatıp aynı ancak karakter olarak tamamen zıttı olan ikiz çocuklar üzerinden şekillenen bu mecazi masallara iyi ile kötünün savaşı da denilebilecektir. Türkiye'nin toplumsal cinnet yılı 1979'da yaşanan kardeş kavgalarına da bu şekilde gönderme yapıldığı da anlaşılmakla beraber, yazarın daha evrensel sorunları gündemine alarak okuyucuyu sorgulamaya çalıştığı da anlaşılmaktadır.

Peki anlatılanlara masal demek ne kadar doğru? Zira masalların mutlu sonla bitmesi gerekir. Ancak yaşananların insan hayalgücünün bile ötesinde korkunç olması okuyucuyu anlatılanların "gerçek olmadığına" inanmaya çalışmasına neden oluyor. Belki de o nedenle "kötü bir masal" olduğuna inanmak istiyorsunuz (kitabın sonundaki almanakı görene kadar). İtiraf etmek gerekirse, bu almanakın yarısını doğru dürüst okuyamadım bile. Amacım kitabı tatil kitabı yapmaktı, ancak şu an size böyle bir şeyi tavsiye edemiyorum. Zira Antalya'nın kırk derece sıcağında bile beni soğuk bir yel esmiş gibi ürpertti. Pek çok kişinin bu kitabı okurken zorlanacağından veya yarım bırakacağından da eminim. Ama eğer acı gerçeklerden kaçmayan ve fantastik unsurları seven biriyseniz seveceğinizi de düşünüyorum. İyi okumalar!

"Şahbaz, her şeyi bilen her şeyi hisseden o olağanüstü sezgileriyle, kadının henüz ölmediğini anlamıştı. Tıpkı donmuş serçeler gibi, avcuna alıp biraz ovalasa, sıcacık tutsa sanki canlanacaktı. Çok uzaklarda, tarifsiz bir ölme isteğiyle, ölerek tüm yaşadıklarını unutmak, başına gelenlerden ve geleceklerden kurtulmak umuduyla ölmeye çalışıyordu. Şahbaz kadının yanına çömeldi. Kısa,, ıslak saçlarını okşadı. Kadın ölümün kıyısında kendinden vazgeçme çabasındayken, saçına değen bu beklenmedik şefkatin rüzgarıyla irkildi. Ölüm o an şefkate yenildi."

4 Ağustos 2015 Salı

Kelile ve Dimne - Beydeba

Çocukluğumda çocuk klasiklerinin temin edebildiğim kadarını okumuştum, tabi bunların arasında La Fontaine Masalları da vardı. Kısa kısa ibretlik olayların hayvanlara insani özellikler verilerek anlatılması (yeri gelmişken söyleyeyim teşhis sanatıdır bunun adı) çok ilgimi çekerdi ve bu kitabı defalarca okuduğumu, hatta yazdığım kompozisyonlarda sık sık alıntılar yaptığımı anımsıyorum. Üniversiteye hazırlanırken, bu fablların bir kısmının M.Ö. 1. yüzyılda Hindistan'da yaşayan Beydeba adında Brahman bir bilge tarafından yazıldığını öğrendim (La Fontaine bu fablları yazarken atıf yaptı mı bilmiyorum). Hikayeler esinlenilmiş olsa da, La Fontaine ve Beydeba'nın tarzları biraz farklı: La Fontaine şiirsel ve basit bir anlatımla çocukları hedeflese de, Beydeba'nın eseri danışmanlık yaptığı Hint hükümdarına iyi bir devlet adamı olabilmek için verdiği bilgece öğütleri içeriyor. Kelime ve Dimne'nin yazılış hikayesi net bilinmese de, Depşelem adındaki Hint hükümdarı zamanında anlatıldığı içerikten anlaşılmaktadır. Önsözde belirtildiğine göre, önceleri Beydeba'nın kendisini eleştirdiğini (nasihat vermek de denilebilir) duyan Depşelem onu ve öğrencilerini zindana attırmak istemiş ancak öfkesi geçince Beydeba'yı kendisine danışman olarak görevlendirmiş. Böylece ortaya özellikle devleti yöneten kişiye hitaben yazılmış on dört nasihat çıkmıştır. Kitap adını Kelile ve Dimne olan iki çakaldan almaktadır, Kelile ahlaklı iken Dimne hırslarına yenik düşmüş bir simgedir, ikisi arasındaki konuşmalar ve birbirlerine anlattıkları bilge masallar iç içe girmiş hikayelerden bir bütün oluşturmaktadır (Bin Bir Gece Masalları gibi).

Özgün eserin Sanskritçe olduğu sonrasında da Arapça ve Farsçaya tercüme edilerek buradan Avrupa dillerine tercüme edildiği tahmin edilmektedir. Her ne kadar iki çakalın masalları olsa da, aslında ben de hikayelerin her yaşa hitap ettiği kanısındayım ancak kitabı elimde gören herkesin yorumu "Bu çocuk kitabı değil mi?" oldu :). Şimdi okumaya fırsat bulmuş olmam bence hiç okumamaktan daha iyi arkadaşlar, okumak isteyen herkese tavsiye ederim.

"Sen Hindistan'ın en ünlü bilgesisin...Benim adıma bütün aklını ve bilgini katacağın güzel bir yapıt yapmanı diliyorum. Bu kitabın bir yüzü halkı yönetme ve eğitime yönelik olsun. Bir yüzü de yöneticilerin erdem ve siyasetlerini anlatmak olsun. Böylelikle benden sonra gelecek egemenler de gerekli dersleri çıkarsın. Öyle bir yapıt olsun ki, dünya var olduğu sürece bu yapıt da yaşasın. Tüm insanlar tarafından ilgiyle okunsun."

27 Eylül 2013 Cuma

Masal Masal İçinde - Ahmet Ümit

Polisiye kitaplarına alıştığımız Ahmet Ümit'den bir masal kitabı mı? Bu aralar hem kolay okunur kitaplar tercih etmek istemem hem de masala olan özel ilgim sebebiyle, yazmayı istediğim kitabı buldum: Masal Masal İçinde. Adından da anlaşılacağı üzere, kitapta bir yerden başlayan ancak içi içe örülmüş altı adet masal bulunmakta. Bu masalları Ahmet Ümit'in annesine yıllar yıllar önce bir masalcı anlatmış (o zamanlar çocuklara masal anlatan masalcılar varmış) ve Ahmet Ümit de annesinden dinlediği bu masalların "güzeliğindeki giz, çarpıcı kurguları ve içeriğindeki yoğun anlam" dan çok etkilenerek büyük bir keyifle yazıya dökmüş: "İnsanoğlunun kişiliğindeki temel özellikleri öylesine gerçekçi bir biçimde gözler önüne seriyordu ki, bu anlatım karşısında hayranlık duymamak olanaksızdı." Biz büyüklerin masallardan da bazı dersler alabileceğine inananlardanım. Ayrıca masal okumak bana çok keyifli gelir, yepyeni bir fantastik dünyaya girmişsiniz gibi. Kitap, övünmeyi pek seven iyi yürekli bir padişahın vezirinin uyarısıyla halkın içine karışmasıyla başlıyor ve padişahın karşılaştığı birbirinden ilginç anlatacak hikayeleri olan insanların anlatılarıyla devam ediyor (şapkacının anlattıkları, müezzinin anlattıkları, dem,ircinin anlattıkları, kuyumcunun anlattıkları ve köradamın anlattıkları). Herkesin kendi hikayesi merak uyandırıyor ve her hikayeden alınacak çok ders var. Bu aralar bu masal olayına taktım, hadi hayırlısı :) Masal severler, umarım yakında görüşeceğiz, iyi okumalar!