Powered By Blogger
EROTİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EROTİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2015 Pazartesi

Elveda SSK - Ferhan Şensoy

Ferhan Şensoy'un ilk defa bir kitabını okuduğum için yazar hakkında genel bir yargıya varamasam da, bu kitabının kolay okunan ve en faza iki gün içinde bitirilebilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca kitabın sayfa sayısına aldanmamak gerekiyor, yazı puntosu büyük olduğundan aslında uzun öykü kitabı olacakken roman görünümüne bürünmüş. Kahkaha attıran bir kitap olduğu söyleniyor, belki inanmayacaksınız ama hiçbir yerinde gülmedim (gülemedim). Birkaç sebebi olabilir, belki de kitabı gereğinden fazla ciddiye aldım ya da Ferhan Şensoy'un kitapta yarattığı karakter bana çok itici geldi (bu ikincisi daha mantıklı bir sebep). Yine de karakterin (Şükrü demişler adına) alıp başını arabasıyla güneye inme macerasından dolayı rahatlıkla tatil kitabı yapabilirsiniz. Bu her şeyden sıkılan, hayvan düşmanı ve kadın düşkünü Şükrü'nün çalışanlarına ait ve işlevsiz olduğuna inandığı SSK parasını ödememek için, bu para ile Yunan adalarında güzel bir tatil yapma amacıyla yola çıkması kitabın ana konusu. Kitap, yolda Şükrü'nün kadınlar ve hayvanlar yüzünden başına gelen ve her haliyle kontrol dışı olan ve araya erotizmin de serpiştirildiği bir dizi olaylar serisinden ibaret. Dediğim gibi ben keyifle veya kahkahayla okumadım (hatta çelişkilerle dolu ve tam oturmamış karakteri hiç sevmediğim için biraz stresle okudum); ama size hitap eden bir kitap olabilir, okumadan bilemezsiniz!

Ferhan Şensoy olayları anlatırken açık ve net olarak SSK'yı da eleştiriyor (artık SSK devri de geçti ama), ve bunu satır aralarında değil, bizzat karakterin ağzından yapıyor. İnsanlara (esnafa) yöneltilen bir eleştiri de var elbette. Yine de bir konuya değinmeden edemeyeceğim, 2005 yılında yazılmış bir kitap olması dolayısıyla eleştiriler bakımından dönemin gerisinde kaldığını düşünüyorum, Muhtemelen Ferhan Şensoy bu kitabı 2015 yılında yazsaydı, bambaşka bir kurumu hedef alırdı. Peki ben neden bu kitabı şimdi okudum? Satın aldığım kitaplara tarih attığım için, bu kitabı 2008 yılında satın aldığımı tespit edebiliyorum, ama neden şimdi okudum, buna bir cevabım yok :).

"Çok zeki olmayan, uysal, zaman zaman sinirlense de hızla sakinleşebilen, akıllı değilse de kurnaz, şakacı, ağzı laf yapan, saçları döküldüğü için bıyık bırakarak surattaki kıl eksikliğini tamamladığını sanan, caz müziği seven, kitap okumaktan ve okuyanlardan nefret eden, cana yakın, neşeli bir salaktı Şükrü."

14 Nisan 2015 Salı

Lolita - Vladimir Nabokov

Nabokov'un "Lolita"sının çok etkileyici bir eser olduğunu inkar edemeyiz. 1955 yılında ilk basıkısını Paris'te yapan eser, o günlerden günümüze kadar pek çok dile çevrilmiş (aslı İngilizcedir) ve mutlaka okunması gereken kitaplar listesinde de yerini almıştır. Hem adı hem de malum konusu nedeniyle insanlar üzerinde "ahlaksız" veya "erotik" bir kitap çağrışımı yapsa da, Nabokov'un da dediği gibi "lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutmayın". Bir şekilde bildiğinizi tahmin ediyorum ancak kitabın konusuna da değinmek isterim; ana karakter Humbert Humbert, "su pericikleri" adını verdiği henüz ergenlik çağını sürdüren (teenage dediğimiz) kızlara karşı özel bir ilgi duymaktadır; hatta yer yer bu ilgisinin asıl nedeni olduğunu tahmin ettiği ve kendi ergenlik çağında yaşadığı bir olayı da anlatır. Amerika'ya yerleşmiş bir Fransız olarak ilgi çeken olgun bir beydir (yaklaşık olarak 40 yaşında olduğunu tahmin ediyorum). Bazı tesadüfler sonucunda pansiyoner olarak yerleştiği evde Bayan Haze'nin on iki yaşındaki kızı Dolores'e (Dolly, L, Lo, Lola ya da Lolita) ilgi duymaya başlayınca, Lo'ya daha yakın olabilmek için annesi ile evlenir. Bundan sonra neler olacağı, Bayan Haze'nin bu sapıkça ilginin farkına varıp varmayacağı ya da Lolita aşkının Humbert'i nelere sürükleyeceğini okuyup görmekte fayda var. Ancak kitap jüriye sunulan bir itiraf gibi başladığından farklı bir izlenime kapılmanıza neden oluyor, bunu söyleyebilirim :).
 
Etkileyici ancak yoğun bir eser, çok fazla isim ve detay olması dolayısyla bazı yerlerde sıkıldığımı söylemek istiyorum. Kitabın birkaç vurucu ve tansiyon yükseltici yerleri olsa da (O kalbimi kırdı, sense hayatımı yıktın sadece), benim en etkileyici bulduğum yer epilogdu. Nabokov'un kitabını yazarken hissettikleri, yazıp yazıp yok ettiği kopyalar, konunun nasıl evrildiği, yayınevlerinin ve kitabın basılmamış kopyasını okuyanların tepkilerinin yer aldığı epilog hem toplumun bu kitaba bakışının bir özeti hem de insalarda uyandırdığı etkinin bir açıklaması gibi, kitabı tamamlayan bir bölüm. Lolita'yı okuduktan sonra Nabokov'un değerlendirmesinden mutlaka geçirin: "Romanımın bir sapkının fizyolojik dürtülerine çeşitli anıştırmalarda bulunduğu bir gerçek. Ama unutmayınız ki çocuk değiliz..."

Lolita daha önce iki kez filme çekilmiş, 1962 yılında Stanley Kubrick tarafından ve 1997 yılında Adrian Lyne tarafından çekilen filmlerin ikisini de henüz izlemedim. Vaktim olduğunda izleyeceğim ancak yaplan yorumlar Kubrick'in filminin daha başarılı olduğu yönünde.

"Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklı bir yol alır. Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır: Lo-Li-Ta."