Powered By Blogger
TERAPİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TERAPİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2018 Perşembe

İyi Hissetmek / Yeni Duygudurum Tedavisi - Dr. David Burns

Daha önce bahsetmiş olabilirim ya da siz de fark etmişsinizdir, ben "kişisel gelişim" kitapları okumaktan pek hoşlanmıyorum. Adı üstünde "kişisel" yani her kişi için farklı olması gerekir, dünya üzerinden ne kadar kişi varsa, hepsi için ayrı bir yöntem sunamayacağına göre, bu kitapları okumaya çalışmak bana beyhude gelir. İşin fizyolojik & psikolojik yönünü ayrı tutmak istiyorum tabi ama bilim ilerledikçe genel geçer klinik yöntemler bile değişiyor neticede. Bu kitabı okumamın nedeni, geçtiğimiz doğum günümde üniversiteden bir arkadaşımın hediyesi olmasıydı. Sevdiğim birisi olduğu için kendimi okumaya zorladım :). Kitap toplamda altı bölümden oluşuyor ve her bölümde iyi hissetmek adına teoriyle başlayan ve pratik uygulamalarla devam eden bilgiler yer alıyor. Peki bir insan neden iyi hissetmeye ihtiyaç duyar? Kitap bu konuya tamamen "depresyon" açısından bakmış ve kitabın büyük bir bölümünü duygudurum tedavisine ayırmış. Dolayısıyla teori ve pratik uygulamalar bölümünden sonra kitapta "gerçekçi depresyonlar", "önleme ve kişisel gelişim", "umutsuzluk ve intiharı yenmek" ve "günlük hayatın stres ve gerilimiyle başa çıkmak" bölümleri yer alıyor. Okuduklarım arasında bana en nafile gelen intiharı yenmek oldu. Hiç kimsenin intiharı kitap ile yenebileceğini düşünmüyorum kendi adıma. En sevdiğim bölüm ise stres ve gerilimle başa çıkma bölümüydü, zira doktor burada en çok kendisinden bahsetmiş: Doktor, kendini tedavi et.

Bu arada kanaatimce beni her ne kadar içine almasa da "İyi Hissetmek - Yeni Duygudurum Tedavisi" kendi alanında önemli bir çalışmanın ürünü olan başarılı bir kitap. Yazarı olan Dr. David Burns'un uzun yıllara yayılan tecrübe gözlemleri ile birlikte psikoloji ile profesyonel olarak ilgilenenlerin hoşuna gidecek teorik bilgiler yer alıyor. Bu tür konulara ilgi duyanlar olabileceğini de düşünerek doktorun tavsiyelerini çok kısa özetlemek istiyorum: duygularınızdaki dalgalanmaların nedenini anlayın / olumsuz olanları kafanızdan silin / suçluluk duygusuyla başa çıkmayı öğrenin / özgüveninizi arttırın / hiçbir şey yapmamak ile baş edin ve depresyon girdabından kurtulun.

"Depresyon, dünyadaki bir numaralı sağlık problemi olarak bilinir. Hatta, o kadar yaygındır ki psikiyatrik rahatsızlıkların  nezlesi de denir. Gerçekte ise depresyon ile nezle arasında dağlar kadar fark vardır. Depresyon sizi öldürebilir. Yapılan çalışmalar son yıllarda ergenlerde ve çocuklarda bile intihar oranının yükseldiğini göstermektedir."

28 Aralık 2015 Pazartesi

Kral Kaybederse - Gülseren Budayıcıoğlu

Kitap o kadar akıcı ilerliyordu ki elimden neredeyse elimden bırakmadan okudum. Aslında kitaba başlarken böyle olacağını tahmin etmemiştim, hatta biraz gönülsüz de başladım diyebilirim. Fakat kitaba başlayınca bir anda kendimi yaşanan olayların içinde buldum, birbirinden farklı üç insan tanıdım: Kenan Bey, Fadi ve hem yazar hem kahraman olan Dr. Gülseren Budayıcıoğlu. Her ne kadar üç kişi tanıdığımı söylesem de, asıl kahramanımız aslında Kenan Baran, diğerleri bir şekilde onun çevresinde olup da Kenan Beyin hayatını derinden etkilemiş kadınlar. Bu girişten de anlaşılacağı üzere Kenan Bey'in hayatını hep kadınlar şekillendirmektedir. Kendisini seven ve her şeye göz yuman güzel bir karısı olmasına rağmen karşısına çıkan her kadında aşk ve dostluk arayan çapkın ve umursamaz bir adamdır Kenan Baran. Hem zengin hem de yakışıklı ve karizmatik olması dolayısıyla kadınlarla sosyal ilişki kurmakta hiç zorlanmayan Kenan Beyin belki de en büyük hatası, hayatının hep aynı tempoyla zirvede ve tabiri caizse kral gibi devam edeceği düşüncesidir. Peki nasıl oluyor da hiç yıkılmayacak gibi görünen bir imparator bir anda alt üst oluyor ve yıllarca inşa ettiği her şey değerleriyle beraber yerle bir oluyor? Bu sorunun cevabı kendi kurduğumuz ilişkilerde, toplumun kadına yüklediği sorumluluklar ve erkeğe biçtiği ataerkil rolde, yaptığımız tercihler ve bizim tercihlerimizden ibaret olan kendi kaderimizde bulunabilir mi?
 
Sayın psikiyatrist kitabın arkasında "bir avcının avına av olup yuvarlanışının hikayesi" demiş ancak kitap kanaatimce bundan daha fazlası. Zirveden uçurumun dibine vuran bir adamın kendisini keşfetme hikayesinin yanında açı çektirdiği kadınların ve psikiyatristin de güncesiyle birden fazla konunun ve tekniğin bulunduğu çok katlı bir roman elimizdeki. Kitap, rahatlıkla okunmasının yanı sıra kendimize ve hayatımıza başka bir pencereden bakmamızı da sağlıyor, bu nedenle kendinizde bir değişim başlatmak isterseniz, bu kitaba bir şans vermenizi mutlaka tavsiye ederim. "Bilinç dışının" kaderimizi nasıl şekillendirdiğini örneklerle görebileceksiniz. İyi okumalar!
 
"...İnsanın kendini tarafsız bir gözle görmesinin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Hatta bunun insanı ne kadar üzeceğinin, korkutacağının da farkındayım ama eğer onu durduramazsam acıları hiç bitmeyecek. Meğer ne kadar korkakmış bu Kenan Bey! Yıllardır korkularının esiri oldu. Kader de onu önüne kattı, oradan oraya sürükleyip duruyor..."

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri - Gary Small & Gigi Vorgan

Ağustos ayı biraz verimsiz geçti evet :). Sıcak havaların ve tatilin verdiği rehavetle günlerce aynı kitabı çantamda gezdirdim. Neyse ki, sonunda bitirebildim. Kitabın tercümesi Duygu Akın'a ait ve özgün adı "The Other Side of the Couch" olan kitabı bu şekilde tercüme etmeyi uygun bulmuş (tartışılabilir). Kitap keyifle okunuyor, özellikle de meraklıysanız ancak ben tıp ile alakalı olmayan biri olarak söyleyebilirim ki, anlayabileceğimizden fazla tıp terimi kullanılmıştı ve bu bazı bölümlerde kitabı sıkıcı bulmama sebep oldu. Kitapta anlatılan hikayeler kronolojik sıraya göre ilerliyor ve 1979-2008 yılları arasında Doktor Gary Small'un başından geçen 15 hikayeyi anlatıyor. Her hikayenin kahramanı olan -zihinsel rahatsızlığa sahip- kişilerden ayrı olarak, Gary Small'un karşılaştığı zorluklar da ara satırlardan gözlemlenebiliyor. Psikiyatr eğitiminin diğer doktorlar tarafından gereksiz bulunması veya herhangi bir fizyolojik rahatsızlığa ulaşan bir sorunun kaynağının psikolojik olabileceğine bazı doktorların ihtimal vermek istememesi... Aslında, daha iyi gözlem yapabilseler, daha iyi çözümler elde edilebilecek. Zira bazı hastalar Gary Small'a bazı akıllı doktorların yönlendirmesiyle geldi ki bu koordinasyon olumlu sonuçlar elde edilmesini sağladı (sürekli düşük yaptığını iddia eden kadının bebek aşkı, üç kere kolunu kıran adamın uzvunu yok sayma rahatsızlığı veya konuşamayan bir hastanın sessizliğinin kaynağının beyin enfeksiyonu olması vb.) Kitapta anlatılan olaylardan bu psikiyatrisin kendi alanında okumayı ve araştırma yapmayı seven ve gerçekten başarılı bir doktor olduğunu anlıyorum. Anlattıklarından çıkarımım farkındalığı ve gözlem yeteneği de yüksek: İnsanları kendi ortamında gözlemlemek tedavi açısından daha olumlu sonuçlar getirir veya sık su içiyor olması kanındaki sodyumu azalttığı için zihin bulanıklığına sebep olabilir, gibi. Doktorun iki açıklamasına canı gönülden katılıyorum; insan beyni tahmin ettiğimizden daha fazla güce sahip ve gerçek hikayeler kurgudan çok daha tuhaftır.

"Belirsizlik durumlarıyla karşılaştığımızda zihnimiz duruma açıklama getirmek için çaba sarf eder. Eğer belirtilere açıklama getirmenin bir yolu yoksa kendimizi kontrolü kaybetmiş gibi hissederiz ve korkumuz giderek artar. Üstelik belirtileri yaratanın kendi zihnimiz olduğunu öğrenirsek o zaman zihnimizin yapabileceği diğer şeyler için daha da çok endişeye kapılırız. İnsanlar beyinlerinin bir ruh tarafından ele geçirildiğinden ya da bir öcünün iradelerini yönettiğinden korkabilir..."