Powered By Blogger
SAİT FAİK HİKAYE ARMAĞANI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAİT FAİK HİKAYE ARMAĞANI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2018 Cuma

Akışı Olmayan Sular - Pınar Kür


Arada sırada çizgi roman okumak gibi hikaye okumak da bana ayrı bir zevk veriyor. Pınar Kür de hikayeciliğini beğendiği yazarlar arasında (daha önce belirtmiş olmalıyım, kendisinin roman çalışmalarını hikayeleri kadar beğenmiyorum). Akışı Olmayan Sular, Pınar Kür'ün 1984 Sait Faik Hikaye Armağanı kazanan ve toplamda beş uzun öyküden oluşan bir kitabı. Kitapta geçen ilk dört hikaye, farklı sosyo-ekonomik kültürlerden gelen ve ilerleyen yaşlarında farklı işlerle meşgul erkeklerin bakış açıları ile yazılmış hüzünlü ve imkansız aşk hikayeleri. Tabi yazarın kadın olması aslında bu detayları daha enteresan kılan etkenlerden. Yine de kanaatimce kitabın en etkileyici hikayesi, bir kadının bakış açısıyla yazılmış son hikayesi olan "Bitmiş Zamana Dair" adındaki hikayeydi. Gizemli anlatıcının adını asla öğrenemediğimiz (yalnızca Şatuşka'nın adının kısaltması olduğunu öğrendiğimiz) hikaye klasik anlatım tarzının en iyi örneklerinden birisi. Anlatıcının karakter tasviri, üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen anılarını yer-zaman-mekan detayları ile yalın ve net bir şekilde anlatması ve bir kız çocuğu ile bir kadının bakış açılarının farklarını okuyucuya aktarabilmesi hoşuma giden detaylardan. Okuyucu olarak, hikayede İstanbul'un eski zenginliklerinin yavaş yavaş ortadan kalkmasını gözlemlerken bir taraftan da bir mucize olmasını bekliyorsunuz.

Pınar Kür'ün yazdığı hikayeleri severek okuyabilmek için "durum hikayeciliğini" sevmek gerekir diye düşünüyorum. Zira hikayelerin geçmiş bir zamana sıkışı kalmış gibi akmaması (sanki kitabın adı bu detaydan geliyor gibi) ve anlatıcıların karamsarlığı her okuyucuya hitap eden bir tarz olmasa gerek. Kitabı merak edenlere ve hikaye okumayı sevenlere tavsiye ederim, sadece bir şeyi sorgulamak için: Yaşam ırmağının akmadığını hissedince tam olarak çözüm ne olabilir?

"Bir armonik askı, bir kararmış ayna, bir garip iskemle, bir olası sandık, tozlu bir vitrinin gerilerinde. Gelinlik giymiş, kollarını iki yana açmış dört yapay kadın bir yapının yükseklerinde. Hepsi cansız bunların, hepsi ölü madde. Neden o duraklardan birinde yaşamı bulacağımı sanıyorum, onu da bilmiyorum."

19 Ocak 2017 Perşembe

Semaver - Sait Faik Abasıyanık


Uzun zamandır Sait Faik’e ait bir kitap okumadığımı fark ettim, hatta bu blogda daha önce paylaşmadığım düşünülürse ne kadar uzun bir süre olduğu anlaşılabilir. Sait Faik’i çok severim, çağdaş Türk hikâyeciliğine önemli katkılarda bulunmuş bir yazardır. Öyle ki, Türk edebiyatında kendi tarzı ile bilinen bir yazar olarak tanındı ve kendisinden sonra gelen yazarlara da tarzı ile öncülük etti. Sait Faik bir şiir ve iki romanı dışındaki tüm eserlerini hikâye türünde vermiştir ve edebiyat çevrelerince hikâyeciliği konu ve biçimlerine göre üç dönemde incelenmektedir. Semaver, yazarın ilk hikâye kitabı olup, 1936 yılında ilk basımı yapılmıştır. Dolayısıyla eğer daha önce yazarın başka hikayelerini okuduysanız bu kitap size daha acemi gelecektir. Sait Faik bu kitaptaki hikayelerinin büyük kısmında günlük yaşamdan seçtiği karakterlerin hayatlarından kısa kesitler sunmaktadır. Burgazadada'ki Rum balıkçıların, adanın çocuklarının ve sıradan insanlarının ve işçilerin yaşamı, Meserret Oteli, Bir Kıyının Dört Hikayesi, İpekli Mendil, Kıskançlık hikayesi gibi değişik açılardan anlatılan hikayeler  dikkat çekmektedir. En akılda kalan hikaye hem ilk sırada olması hem de acıklı içeriği nedeniyle olsa gerek, Semaver hikayesidir, tabi sonlarda yer alan ve daha uzun yazılmış İhtiyar Talebe'yi de unutmamak gerek. Durum hikayelerini (Çehov tarzı hikaye de denir) seven okuyucular bu kitabı da seveceklerdir.

Sait Faik hikayelerinde en sevdiğim özellik, giriş-geliş-sonuç gibi unsurlara vakit harcamadan bir durumu tıpkı bir ayna tutar gibi aktarmasıdır. Öyle ki bazı anlarda yorumları dahi okuyucuya bırakmayı tercih etmesi de okuyucuyu düşünmeye sevk etmektedir. Hüzünlü konuları seçse de, "ayna tutma"nın bir sonucu olarak, daha olağan, daha hayatın içinden olası bir konu anlatılmış hissi yaratılmaktadır. Ben Anton Çehov hikayelerini daha önce okumadım, belki Sait Faik'den aldığım ilhamla, onu da okumaya başlarım diye umut ediyorum, iyi okumalar!

Yazar Hakkında Not: 1906-1954 yılları arasında yaşamış olan yazar, modern Türk hikayeciliğinin öncülerinden kabul edilir. Hayatının uzun bir bölümünü Burgazada'da geçirmiştir, ölümünün ardından Burgazada'daki evi müzeye dönüştürülmüştür, yolunuz düşerse bir uğrayın derim. Ayırca Kalpazankaya'yı da unutmayın :)

19 Ağustos 2016 Cuma

Parasız Yatılı - Füruzan

Çeşitli kaynaklarda ve bloglarda Füruzan'ın kitaplarından sıklıkla bahsedildiğini ve beğenildiğini fark ettim dolayısıyla bir arkadaşımdan ödünç alarak bu kitabı okumaya karar verdim. Parasız Yatılı, Füruzan'ın 1971 yılında yayınlanan öykü kitabı ve yayınlandıktan sonra Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazanmış bir eser. Bu özellikleri sayesinde okumak için bende yeterince motivasyon oluştu. Kitap üç bölümden oluşuyor (hikayeleri üç bölüme ayırmış yazar) ve kitapta toplamda on iki hikaye bulunuyor. İlk bölümde yer alan hikayelerin tarzı biraz farklı, aslında sıklıkla öykü kitabı okuyor olsaydım belki farklı gelmeyebilirdi ama şiirsel bir dil ve bilinç akışı (aşağıdaki paragraf size bu konuda fikir verecektir) tekniği kullanıldığı için okumakta zorlandığımı itiraf etmeliyim. Devam eden hikayeler daha anlaşılırdı, konuları ise genellikle anne-kız ilişkileri, kalburüstü ailelerin yanında yaşayan gündelikçiler, kentin fakir ve ayakta kalmaya çalışan ezilmiş ve hakkı yenmiş insanlarının hayatlarından seçilmişti (dikkatimi çeken bir diğer konu da ana karakterlerin hep kadınlar olmasıydı). Kitabın yazıldığı tarihin üzerinden yaklaşık elli yıl geçtiği için bazı konuların hala gündemde olmadığını da (en azından benim böyle bir gözlemim yok) söyleyebiliriz. Her ne kadar henüz bir kitabını okusam da, yazarın bana genel itibariyle bir toplumcu yazar izlenimi verdiğini belirtmeliyim.

Kitabın içindeki öyküler eleştirmenlerden olumlu eleştiriler almış, hatta Ülkü Tamer tarafından "çağdaş bir klasik" olarak nitelendirilmiş. Ülkü Tamer benim için iyi bir ölçüt zira öykü okumayı kendisiyle sevdiğimi söyleyebilirim (Alleben Öyküleri adında bir kitabı vardı bende yıllar önce). Türk öykücülüğünün önemli eserlerinden sayılan Parasız Yatılı'yı okumanızı tavsiye ederim eğer öykü okumayı seviyorsanız. İyi okumalar!

 "....Yeni genç kız oluyordum. Gipur dantel yakalı robum, Paris esanslarım vardı.... Dedikleri gibi insan gözüne bakamıyor. Müthiş canım. Bir gün bağa giderken annem de landosunda onu görmüş. Atatürk, doru bir kısraktaymış. Mümkün değil gözlerine bakmak... Ha ne diyordum, Hariciye'den birinin ne aşktı adamınki, o zarafet, o yaşamayı bilmesi, çiçek göndermedeki isabeti... Aaaa yani aşkı kabul etmediğimizi nereden çıkarıyorsunuz..."