Powered By Blogger
AMIN MAALOUF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AMIN MAALOUF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2017 Cuma

Işık Bahçeleri - Amin Maalouf

Amin Maalouf sevdiğim yazarlar arasındadır, her yazarın kendi milletinin çocuğu olduğunu kanıtlarcasına doğup büyüdüğü Ortadoğu'yu kitaplarında sıkça konu eder. Konu açısından kendime yakın bulduğum için kitaplarını fırsat buldukça okumaya çalışırım. "Işık Bahçeleri" en sevdiğim eseri olmadı ama kitabı beğendim. Peygamber Mani'yi ve Maniheizm'in doğuşunu anlatan kitap, arkasında özetlendiği gibi "bir karakterin yaşamı üzerinden dünyaya" açılıyor. Bilindiği üzere Maniheizm üçüncü yüzyılda  Pers topraklarında doğan ve büyük bir hızla bu coğrafyada yayılan bir din ve günümüzde de az da olsa temsilcileri bulunduğu söylenmektedir. Mani yeni bir din ya da bazılarının deyimi ile felsefi akım başlatırken ışıkla karanlığın ya da iyilikle kötülüğün dualist bilinirciliğine dayanmaktadır, bu nedenle İran topraklarında her zaman var olmuş felsefi mirastan da bolca faydalanmaktadır. Mani kendisine her zaman destek olan ve ilişkilerinin boyutunun asla bilinmediği Denag ve etkisi altına aldığı Kral Şahpur sayesinde ışık öğretilerini yayabildiği kadar yayar. Fikirlerinden ve destekçilerinin sayılarının hızla artmasından olsa gerek sevmeyenlerinin sayısı da artmaktadır. Kral Şahpur'un ölümünden  sonra eskisi kadar desteklenmeyen Mani için tehlike çanları da yavaş yavaş çalmaya başlamıştır.

Bu kitabı okumadna önce açıkçası Maniheizm dini hakkında herhangi bir bilgim yoktu, halihazırda da "kurgu roman" gibi bir eseri okuduğum için öğretileri hakkında detaylı bilgi edindiğim söylenemez ancak temelde bir ışık/karanlık çatışmasının bulunduğunu ve çok barışçıl bir din olduğunu söyleyebilirim. Belki de bu sebepten dolayı bu coğrafyada fazla tutunamamıştır. Ancak Alevi/Bektaşilik geleneğinin Mani dininden etkiler barındırdığı da bazı kaynaklarda iddia edilmektedir. Tabi bir teolog bu durumu daha iyi açıklayabilir, ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim.

"...Mani yerden kurumaya yüz tutmuş ama hala yeşil kesik bir dal alıp havada döndürmeye, kırbaç gibi şaklatmaya koyuldu. 'Şu ıslığı dinle! Hava inliyor, çünkü saldırdım ona. Dinlemeyi bilsen ne dediğini duyardın: Şu dünyada daha hafif ol, ayağını vurmadan yürü, sert hareketlerden kaçın, ağaçları da çiçekleri de öldürme. Toprağı işler gibi yap, ama incitme onu, okşa sadece. Ve ötekiler avaz avaz bağırırken dudaklarını oynat, sakın bağırma.'"

9 Nisan 2014 Çarşamba

Adriana Mater - Amin Maalouf

Amin Maalouf sevdiğim bir yazardır. "Semerkant", "Doğu'nun Limanları" ve "Tanios Kayası" severek okuduğum kitapları asrasındadır. Bu kez hem merakımdan hem de okunması akıcı ve kolay olacağı için bir libretto olan Adriana Mater'ı tercih ettim. İlk defa bir libretto okuduğum için kitabın bu türü anlamamda da bana yardımcı olduğunu söyleyebilirim.  Libretto; opera, bale, müzikal, operet gibi müzikli sahne eserlerinin yazılı metinlerine verilen addır ancak kelime itibariyle dini bir kökene sahiptir (Hristiyan dinî ayinlerinde sesle şarkı şeklinde söylenen dua). Amin Maalouf'un bu libretto eseri ilk kez 2006 yılında Finlandiyalı kompozitör Kaija Saariaho tarafından Bastille Operasında gösterilmiş ve daha sonra Paris ve Finlandiya Ulusal Operasında opera olarak gösterilmiş (Yönetmeni Peter Sellars). Eserde savaşın halkın olağan yaşamını etkilediği bir dönemde (belki de ikinci dünya savaşıdır) mahallenin güzel kızı Adriana'ya ilgi duyan serseri Tsargo'nun asker olduktan sonra o kargaşada Adriana tecavüz etmesiyle Adriana'nın başından geçenler anlatılır. Bu olay sonrasında bir erkek çocuk dünyaya getiren (Yonas) Adriana, yalanlarla büyüttüğü oğlunun günün birinde gerçeği öğrenmesinden sonra hem kendi içinde hem de diğer karakterlerin içinde yaşadığı ikilem anlatılmaktadır: "O adam ölmeyi hak ediyordu. Ama sen oğlum, öldürmeyi hak etmiyordun. Doğduğundan beri, hatta daha öncesinden, Hep kendi kendime sordum 'Öldürebilecek mi?'".

Eseri severek okudum, kolayca okunabileceği için konu/tür olarak ilgisini çeken herkese tavsiye ederim. Ancak duyduğuma göre operası daha başarılıymış, kaldı ki öyle olmalı zira iyi oyuncularla sesin, mimiklerin ve duyguların işin içine girmesiyle ortaya gerçekten başarılı bir gösteri çıkmış olmalı. Bestekar Saariaho'nun kendi hamilelik anılarından esinlendiği ve Maalouf'un gazeteci kimliğiyle savaş muhabirliği yaptığı dönemdeki tecrübelerini yansıttığı eser operada din ve politikanın çatışmasını anlatan başarılı eserlerden kabul edilmiştir.

Adriana:
Kim bu içimde taşıdığım varlık?
Kim bu beslediğim varlık?
İçimi rahatlatmak için zaman zaman
Havva'dan bu yana bütün kadınlar
Bu soruları sormuş olabilir diyorum
Bu aynı soruları: Kim bu içimde taşıdığım yaratık?
Kim bu beslediğim varlık?
Çocuğum Habil mi olacak Kabil mi?