Powered By Blogger
STORY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
STORY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2017 Cuma

Bilekkesenler - Etgar Keret / Asaf Hanuka

Bilekkesenler daha önce bu blogda yazdığım "Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü" kitabında yer alan hikayelerden birisiydi (kitaptaki adı "Kneller'in Mutluluk Kampı"). Etgar Keret'in bu kitabından bahsederken bu hikayeyi çok ilginç bulduğumu ve çizgi romanını da okumak istediğimi belirtmiştim (bu kitap Etgar Keret'ten okuduğum ilk kitaptı). Çizgi romanını da bu hafta edindim ve her ne kadar hikayenin acayipliğine tezat oluşturacak şekilde koyu renklerle çizilmiş olsa da çok beğendim. Asaf Hanuka tarafından kurşuni-gri-gümüş çizgilerle çizilen hikaye görsel olarak da muhteşem olmuş. Hikayenin ana kahramanı Mordy, yaşadığı üzücü bir olaydan sonra intihar edince, dünyanın bir kopyası (intihar edenlerin gittiği) ancak dünyadan daha renksiz araf gibi bir yere gider. Burada herkes üzerinde intihar izini taşımaktadır ve dünyadaki umutlarını ve sorunlarını da beraberlerinde getirmişlerdir. Herkesin hareketlerinde isteksizlik, tatminsizlik ve boş vermişlik hissedilmektedir. Burada da dünyaya benzeyen kurulu bir düzen vardır ve Mordy de yeni arkadaşlar edinip bir pizzacıda işe girerek buradaki düzene ayak uydurmaya çalışır, ta ki intihar eden başka bir arkadaşı aracılığı ile önemli bir haber alana kadar. Bu haberle yeni bir gaye edinen Mordy, hayattan vazgeçenlerin dünyasında küçük de olsa bir umut yolculuğuna çıkar.

Bu hikaye için rahatlıkla "okuduğum en ilginç kurgulardan birisi" diyebilirim, aslında Etgar Keret'in kitabındaki tüm hikayeler ilginçti. Çok kısa olmasına rağmen "Ben şu an ne okudum?" diye düşündüren ve kendisini düşündükçe sevdiren hikayeler bunlar. Dolayısıyla hikayelerin çizgi-romana aktarılması kolay ve başarılı olmuş (ve Asaf Hanuka'nın çizimleri). Çizerin çizgilerini gümüş-gri olarak tercih etmesi "arada kalmışlığı" ve "kararsızlığı" çok iyi betimlemiş. Çizgi roman seven biriyseniz, okumanızı tavsiye ederim.

"Buradaki insanlar hiçbir şeyi arzulamıyor. Onlarlayken yarı ölü olduğun halde her şey yolunda sanıyorsun.
- Tanıdığım bütün insanlar, ölmeden öncekiler dahil, zaten ya yarı ya da bütünüyle ölüydü, o yüzden iyi durumda sayılırsın."

Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü (kitap):

Bilekkesenler: Bir Aşk Hikayesi (film):

27 Ekim 2013 Pazar

Story - Cahit Külebi

"Story" (aka Song) is one of my favourite poems in Turkish Literature. I would like to share English version of Story for you (translated by Bernard Lewis). Actually, I made a diligent search about Bernard Lewis but i still don't know who he is (there is some information but i have not confirmed yet). Before shraing the poem, it is better to take a look his explanations about this translation: "We all know that translating poems is virtually impossible and that any translation is just one of the many. This poem in particular melts the description of landscape and of some agricultural activities with delicate sensuality (the woman is 'clear and beautiful' like landscape and can scatter her hair in all directions recalling the action of winnowing corn, she is as fresh as the shadow of walnut trees). On the other hand tghe poet describes himself as a man damaged by violence (the bandits, sadness, solitude, the strong northern winds). These contrasting descriptions find rest and meet in sharing stories, in sharing the past and sad remembrances. But at the same time they bring joy and physical communication and contact.
 
I need to keep in short since I want you meet the poem in a short time. (You can criticize the translation - you would be right- but don't forget, the hardest thing in literature is translating the poems). You all know Turkish, you can complete the meaning by reading the original version.
 
Your lips are red / Your hands are white / Take my hands, child / Hold them a while
 
In the village where I was born / There were no walnut trees / That's why I yearn for coolness / Fondle me a while
 
In the village where I was born / There were no cornfields / So scatter your hair child / Flaunt it a while
 
In the village where I was born / The north winds blew / That's why my lips are cracked / Kiss them a while
 
In the village where I was born / Bandits struck by night / That's why I hate to be alone / Speak with me a while
 
In the village where I was born / Men did not know how to laugh / That's why I am still so unhappy / Make me laugh a while
 
You are light and beauty, like my country / The village where I was born was beautiful, too / Now tell me of the place where you were born / Tell me a while