Powered By Blogger
SABAHATTİN EYÜBOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SABAHATTİN EYÜBOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2018 Pazartesi

Cimri - Jean-Baptiste Poquelin (MOLIERE)

Ara sıra hem Türk hem de yabancı yazarların oyunlarını büyük bir keyifle okuyorum. Aslında keşke vakit ve nakit ayırarak tiyatroya gidebilsem, ancak bu her zaman mümkün olamıyor maalesef. Bu nedenle ara sıra ünlü oyunları okumakla yetiniyorum. Cimri, Moliere'in en tanınmış eserlerinden birisi ve konusu itibariyle de çok trajikomik. Moliere, 1668 yılında yazdığı ve özgün adı "L'Avare" olan eserinin konusunu Plautus'un "Altın Çömlek" (Aulularia) eserinden esinlenerek kurgulamış ve Türkçeye ilk çevirisi Vefik Paşa tarafından "Azarya" adıyla yapılmış. Moliere'in bu eserinin teması, adından da anlaşılacağı üzere "cimrilik"tir. Bir kız bir erkek olmak üzere iki yetişkin çocuk babası olan Harpagon paradan başka hiçbir şeye değer vermeyen, hayatındaki her şeyin değerini kendisine olan maddi getirisine göre belirleyen, erdem ve cömertlik gibi duygulardan çok uzak olan, yani kısaca "hasta ruhlu" bir adamdır. Bu nedenle çevresindeki herkesten şüphe etmekte ve sahip olduğu paralarını olur olmaz yerlerde saklamaktadır. Çocukları Cleante ve Elise'in mutluluklarını bile hiçe sayarak, onları zengin/yaşlı/dul kişilerle evlendirmek ve cebinden beş kuruş harcamaksızın görevlerini yerine getirmek peşindedir. Cimriliği ve tefecilik yapması nedeniyle yaşadığı yerde de kimse tarafından sevilmemektedir. Harpagon'un şahsi ihtirasları artık en yakınlarını da tehdit eder hale gelince oğlu Cleante bir şeyler yapması gerektiği sonucuna varır.

Moliere ile Shakespeare'in tarzının insan gerçekliğine en çok yaklaşan oyun yazarları olması bakımından benzediği söylenmektedir. Hatta Shakespeare'in "Venedik Taciri" oyunundaki tefeci tüccar tiplemesine Moliere'in cimri tiplemesinin esin kaynağı olduğu da iddia edilmektedir. Tiyatroyu salt "edebi eser" olmaktan çıkarıp halk şakalarını da eklemeleri ve aynı zamanda ciddi-güldürü çizgilerini bozmamaları nedeniyle hem Moliere'in hem de Shakespeare'in hem dönemlerin de hem de şu anda sevilerek izlendikleri de aynı bir gerçek olaral değerlendirilmektedir. Moliere'in Paris yeni zenginlerinin para tutkusunu eleştirdiği kara mizah türündeki bu eserini okumanızı ya da fırsat bulursanız bir tiyatroda izlemenizi tavsiye ederim.

"Madem istiyorsunuz söyleyeyim: Dört bir yanda düpedüz alay ediyorlar sizinle. Demedikleri  kalmıyor sizin için. Millet diline dolamış, tefe koymuş sizi; veryansın ediyorlar. Neler neler anlatmıyorlar cimriliğiniz üstüne. Kimi diyor ki, siz özel takvimler bastırıp perhiz, oruç günlerini iki misline çıkarıyormuşsunuz, evinizde az yemek yensin diye..."

13 Ekim 2014 Pazartesi

Dörtlükler - Ömer Hayyam

Ömer Hayyam (doğum ve ölüm tarihleri çeşitli kaynaklara göre farklılıklar gösterse de) 1048 - 1131 yılları arasında yaşamış İranlı şair, felsefeci ve bilim adamıdır. Hayatnı çeşitli tarihi romanlarda okusam da, en sevdiğim kurgu Amin Maalouf'un Semerkant kitabında anlatılan şekliyledir. Bununla beraber, günümüze kadar gelen rubailerin (dörtlüklerin) bazılarının Ömer Hayyam'a ait olmadığına ve ona atfedildiğine de inanılmaktadır (Camiden kilim çalmaya gittiği dörtlük veya kendisini fahişeye benzettiği dörtlük gibi). Sabahattin Eyüboğlu'na göre, fazla saldırgan olan dörtlüklerin tümü kendisine ait değildir ancak felsefi ve aşık Hayyam'ı daha gerçekçi anlatmaktadır.  Hayyam evreni anlamak için içinde yetiştiği İslam kültüründeki hâkim anlayıştan ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmeleri eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır: Dün geldi: Nedir aradığın? dedi bana / Bensem, ne bakarsın o yana bu yana? / Kendine gel de düşün, içine iyi bak: / Ben senim, sen ben, aranıp durma boşuna!. "Akıl yürütürken ne içinde yaşadığı toplumun ne de daha öncesi zamanlarda yaşamış toplumların kabul ettiği hiçbir kurala bağlı kalmamış, kendinden önce yaşayanların insan aklına koymuş olduğu sınırları kabullenmemiş, bir anlamda dünyayı, insanı, var oluşu kendi aklıyla baştan tanımlamış; bu nedenle de çağını aşarak "evrenselliğe" ulaşmıştır." Hayyam Doğulu bir düşünce ve şair adamı olmasına karşın, Batı'da daha çok sevilmektedir, bunun sebebi de kalıplara alışmış olan Doğu'nun Hayyam'ı bir türlü anlayamamış olması olabilir.

İş Bankası yayınlarının "Dörtlükler" kitabını tavsiye ederim. Bunun sebebi, tercüme yapılırken Sabahattin Eyüboğlu'nun sade bir dil kullanarak dörtlükleri Türkçeye kazandırmış olmasıdır (Abdülbaki Gölpınarlı'dan farklı olarak). Kendisi bunu şu sebeple açıklar: Hayyam'ın da Farsçada halkın anlayabileceği bir dilla rubailerini söylemiş olması. Eyüboğlu'nun bu yaklaşımını kitabın adının neden "Rubailer" değil de, "Dörtlükler" konulmuş olmasından anlayabiliriz. Bir konuda da kendisiyle hemfikirim: "...bugünkü Anadolu Türkleri, Doğu Klasiklerini yeni baştan anlamak ve anlatmak zorundayız. Başta Kur'an olmak üzere, Arap ve Fars edebiyatını, biz bugüne kadar, iyi kötü, doğru yanlış demeden, aklımızı sağduyumuzu kullanmadan bir çeşit kıble saymış, Hafız'ın serçe kuşun dediğinde bir zümrüdü anka görmüş, Sadi'nin ev dediğini saraya çevirmişiz. Onları asıllarındaki sadelikle görürsek, yeniden ve daha kökten kazanabiliriz."

Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklacı felek usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz

*****************************
Adam olduysan hesap ver kendine:
Getirdiğin ne? Götüreceğin ne?
Şarap içersem ölürüm diyorsun:
İçsen de öleceksin, içmesen de!

*****************************
İnsan bastığı toprağı hor görmemeli:
Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili.
Duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç?
Ya bir şah kafasıdır ya da vezir eli!

29 Temmuz 2014 Salı

Hamlet - William Shakespeare

Shakespeare'nin en etkileyici oyunlarından birisi olan Hamlet ayrıca yazarın en uzun trajedisidir. Özgün adı The Tragical History of Hamlet, Prince of Denmark'tır. Türkçe'ye yalnızca prensin adı "Hamlet" olarak tercüme edilen eserin trajik hikayesi (Danimarka Prensi olmasından da anlayacağınız üzere)  Avrupa'nın kuzey masallarına bağlanmaktaymış. İzlandalı veya Danimarkalı olduğu iddia edilen Amiothi veya Amieth (bazı kaynaklarda Hamlet) olarak bilinen deli bir prensin hikayesi yazılı kaynaklarda da günümüze kadar gelmekte ve Shakespeare'in bu kaynaklardan yararlanarak bu trajediyi kaleme aldığı düşünülmektedir. Hamlet'i kim yazdı ise - Shakespeare veya bir başkası- mitoloji, tarih ve felsefe konularında oldukça birikime sahip olmalı. Eserde Prens Hamlet'in kral olan babasının ölümünden sonra tahta geçen ve aynı zamanda annesi Gertrude ile evlenen amcası Claudius'dan almak istediği intikam anlatılmaktadır (Hamlet babasının hayaleti ile konuşarak onun amcası tarafından öldürüldüğüne inanmıştır). Babasının ölüm acısıyla ve amcasının katil olduğunu öğrenmesiyle iyice çılgına dönen Hamlet, amcasını öldürmek için planlar yapmaya ve  anormal davranışlar sergilemeye başlar (cinayeti soğukkanlılıkla planladığı ve deli olmadığı da söylentiler arasındadır ve psikoanalitik çalışmaların kahramanıdır kendisi). Oyun renkli bir biçimde kahır dolu kederden, hiddet dolu gazaba geçen gerçek ve yapmacık cinnetin izlediği yolu çizer ve ihanet, intikam, ensest, ahlaksızlık konularını işler ve trajik bir sonla sona erer.

Shakespeare'in herkes tarafından bilinen efsanevi "Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!" sözü bu eserinde Hamlet tarafından sorulmaktadır (Hamlet: To be, or not to be, that is the question). Eserin edebi yönü pek çok eleştirmen tarafından eleştirilse de, akıllarda kalan repliğiyle İngiltere tarihinin en çok sergilenen oyunlarından birisidir. Umarım bir gün oyunu da izlemek kısmet olur ancak şimdilik eseri okumanızı tavsiye ediyorum.

"Babamın ruhu zırhlar içinde?
İyiye alamet değil bu;
Korkunç bir oyun oynanmış olmasın?
Çabu gel ey gece! Sen de uslu dur ruhum gecede dek!
Kötü işler gömülse de yerin dibine
Çıkar bir gün insanların gözü önüne." (Hamlet'in babasının hayaleti haberini aldığı an)

Shakespeare'i okumaya yeni başladım diyebilirim. Fırsatım oldukça (eğer mümkünse ayda bir şeklinde) yeni bir eserini okuyarak size tanıtıyor olacağım. "Bir Yaz Gecesi Rüyası" hakkındaki yorumlarım için tıklayınız:

http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2014/04/bir-yaz-gecesi-ruyas-william-shakespeare.html