Powered By Blogger
MARJANE SATRAPİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MARJANE SATRAPİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2018 Cuma

Dikiş Nakış - Marjane Satrapi

Kara mizah ustası Marjane Satrapi'nin çizgi romanlarını çok seviyorum, sahip olduğu gözlem yeteneğini başarılı bir şekilde kullanarak çok güzel hikayeler ortaya çıkarıyor. Daha önce Azrail'i Beklerken ve Persepolis isimli çizgi romanları hakkında yazarken de belirttiğim gibi, Satrapi doğu-batı vizyonuna sahip biri olarak, akıcı fakat konu bakımından vurucu eserler meydana getiriyor, bunun sonucu olarak da çizgi roman sevenlerce kısa sürede keyifle okunuyor. Dikiş Nakış da bu çerçevede bir solukta okunan kısa ama etkili bir hikaye sunuyor okuyucuya! Kadınların baş kahraman olduğu bu hikâyeyi okurken İran'ın bambaşka bir yönünü görüyorsunuz: Kapalı kapılar ardında, kültürlerinin bir parçası olan semaver seansındaki kadınların "çok özel" çay sohbetlerini. Bu nedenle bu çizgi romanda anlatılan hikaye daha çok kadınlara hitap ediyor gibi desek de yalan olmaz. Neler konuşulmuyor ki semaver başındaki kadın kadına sohbetlerde? Cinsel deneyimler, gizli evlilik sırları, estetik ameliyatlar, geçmişte kalan aşklar... Tabi her hikayenin arka planında Türkiye'de yaşayan her kadının rahatlıkla anlayabileceği üçüncü dünya problemleri, toplumda var olma çabaları, yaşanan mahalle baskısı, kimlik arayışı ve cinsel tabular var. Anlatılan her hikaye aynı zamanda geçmişten bugüne değişen İran rejiminin de kapalı kapılar ardına nasıl yansıdığını göstermekte.


Dikiş Nakış da tarz olarak Persepolis'e benziyor, çizimler çizgi roman tekniği ile karşılaştırıldığında daha basit kalıyor ve siyah beyaz yapılmış. Ancak Satrapi'nin hikayesindeki içtenlik ve akıcılık içeriğe odaklanmanızı sağladığı için çizimlere dikkat etmenize gerek bile kalmıyor. Satrapi Persepolis ile kendini yeterince kanıtlamış bir çizgi roman sanatçısı olduğu için ayrıca bir nitelik belirtmeye ya da bu kitabını övmeye de ihtiyaç duymuyorum, bu kitabı -özellikle kadınlara- mutlaka tavsiye ediyorum. İyi okumalar!



Satrapi'nin "Persepolis" çizgi romanı hakkında:

Satrapi'nin "Azrail'i Beklerken" çizgi romanı hakkında:

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Persepolis - Marjane Satrapi

Çizgi roman okumayı seven birisi olarak kitabı okumakta geç kaldığımı söyleyebilirim zira Persepolis hem alanında ünlü, hem de insanın içine işleyen bir -kara mizah- kitap olarak biliniyor. İlk olarak 2000 yılında basılan kitabın ilk bölümü, yazar Marjane Satrapi'nin (1969 doğumlu) henüz çocuk iken İran'daki rejim değişikliği sırasında yaptığı gözlemleri ve henüz on dört yaşındayken Avrupa'ya gitmesini konu ediniyor. Daha sonra  Satrapi, Avrupa'dan İran İslam Cumhuriyeti'ne döndükten sonra yaşadıklarını ise devam kitabı olarak çıkarmış. (Şu anda kitapçıların çizgi roman raflarında bulacağınız Persepolis bu iki bölümü de kapsamakta olduğundan ayrı ayrı arayışa girmenize gerek bulunmuyor). Bu nedenle Persepolis'in ilk bölümünde küçük bir kızın (dokuz-on yaşlarında) yetişkinliğe adım atarken yaşadığı kimlik bunalımı ile birlikte değişen siyasi koşullara/yıkılan şahlık rejimine ilişkin çocukça gözlemleri yer almaktayken, ikinci bölümde yetişkin bir kadının baskıcı rejim karşısında yaşadıkları, kaybettiği yaşam enerjisi ve toplumsal değerlendirmeleri anlatılıyor. İran rejiminin halk üzerindeki baskılarını anlatılırken; halkta yaşanan ikilemler, yeni koşullara tutunma çabaları, radikalleşme ve dejenerasyondan da bahsediliyor (bu açıdan Türk halkı ile çok benzer yönler bulacaksınız). Satrapi'nin hikayesinin arka planında siyasi skandallar, yargılamalar, İran-Irak savaşı, ambargolar ve cinayetler yer alırken, otobiyografik hikaye ise siyah-beyaz basit çizimlerle vurucu şekilde sevinç ve göz yaşıyla akıp gidiyor.


Persepolis'in 2007 yılında Fransız yönetmen Vincent Paronnaud'nun da desteğiyle yayınlanmış ve pek çok ödül almış bir animasyon filmi de olduğunu zaten biliyorsunuzdur.  Ben daha önce kitabın animasyona dönüştürülmüş versiyonundan kısa birkaç sahne izlemiştim ancak animasyonun tamamını henüz izlemedim fakat en az çizgi romanı kadar iyi olduğunu tahmin ediyorum. İran'daki İslam devriminin ülkeye ve insanlara yaşattıklarını farkındalığı yüksek bir kızın gözlemlerinden okumak ya da izlemek isteyeceğinizi düşünüyorum. Şimdiden iyi okumalar/iyi seyirler!


Not: Kitap hakkında taraflı olduğu yönünde bazı eleştiriler gördüm, İslam'ı da yanlış tanıttığından da söz etmişler. Ben, insanlar nasıl bir "çizgi romanı" bu kadar ciddiye alabilir  anlamlandıramıyorum. Kaldı ki yazar da kurmaca edebiyat yapıyor, tarihçi de değil, dilediğini yazabilir diye düşünmekteyim. Hayat devam ediyor arkadaşlar, detaylarda boğulmayın derim.