Powered By Blogger
KIRGIZ EDEBİYATI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KIRGIZ EDEBİYATI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2018 Cumartesi

Toprak Ana - Cengiz Aytmatov

Aytmatov'un bu kitabı hakkında ne söylesek az! Aytmatov'un şanının doğduğu Kırgızistan topraklarından aşıp tüm dünyaya yayılmasının elbette ki bir nedeni var. Hayatımda bir annenin, bir sevgilinin bir köylünün acılarını ve umutlarını yazıya bu kadar iyi aktarabilen bir yazara rastlamadım dersem abartmış olmam (ki biliyorsunuz ne kadar çok kitap okuduğumu). Romanın hikayesi toprağını can arkadaşı gibi seven Tolganay ananın, onunla kendi geçmişinin sırları hakkında gizli gizli dertleşmesiyle başlar. Tolganay ananın anlattığı hikaye, önce kendisinin toprakla ilk tanıştığı günlere, genç kızlığına gider, sonra evlendiği Suvankul ile kurdukları yuva ile devam eder. Toprak işçisi Tolganay ve Suvankul teri ile ıslattıkları topraktan kazandıkları ekmeğin değerini bilen insanlardır. Kendi hallerinde yaşamları üç erkek çocuğu ile şenlenir, çocukları da büyür ve en büyük oğlu evlenir. Yaşadıkları köyde herkes çalışkan, yardımsever ve mutludur. Küçük ve mutlu dünyaları bir gün bir Rus askerinin asker çağrısıyla son bulur. Nerede savaşacaklarını bile bilmeden -uzaklardaki cephelere- savaşmaya giden erkeklerin pek çoğu veda ettikleri topraklara bir daha dönemeyeceklerdir. Geri kalanlar tüm zorluklara rağmen toprağı sürüp, günlük hayatlarını devam ettirmeye çalışırlar. Dul kalan kadınlar sevgililerinin acısıyla başa çıkmaya çalışırken, çocuklarından/sevgililerinden henüz haber alamayan diğer kadınlar da gidenlerin bir gün döneceği umudunu içlerinden atmadan yıllar süren bir bekleyişe girerler.

Bu kitabı şu anda binlerce basılmasını sağlayıp, herkese dağıtmak ve zorla okutmak istiyorum. Belki de bu sayede gerçek savaşın ne olduğunu anlayabilir, ateşin düştüğü yeri nasıl yaktığı hakkında biraz empati yapabilirler. Kırgız bozkırlarında kendi halinde yaşayıp çiftçilik yapan bir grup insanın ne işi var soğuk Avrupa topraklarında savaşta? Bu nasıl abes bir durum ise, içinde bulunduğumuz, yaşadığımız durum da en az bu kadar abes. Kısa ve çarpıcı bir romanda akıcı ve anlaşılır şekilde savaşın geride kalanlara yaşattığı trajediyi, perişan ettiği insanları Aytmatov'un güçlü kaleminden okumak isteyenlere, şimdiden iyi okumalar!

"İnsanlar ne zaman bir savaş başlatacak olsa, onlara şöyle diyorum: Durun! Kan dökmeyin. Şimdi de tekrar ediyorum: Ey dağların, denizlerin öbür tarafındaki insanlar, siz ki mavi göğün altında yaşıyorsunuz, savaş neyinize gerek? Ben toprağım, bana bakın! Ben her biriniz için aynıyım ve siz de benim gözümde eşitsiniz. ... Sen de bana insanlar savaşmadan yaşayamaz mı diyorsun Tolgonay. Bu bana bağlı değil ki. Siz insanlara, niyetinize, irade ve bilgeliğinize bağlı."

20 Aralık 2017 Çarşamba

Cemile - Cengiz Aytmatov

Ben bu kitabı üniversiteye ilk başladığım yıl almıştım, aslında Aytmatov'dan ilk aldığım ve okuduğum eser de bu. Evdeki kitapları kolilerken elime geçince kısa bir kitap olduğundan tekrar okudum. Cengiz Aytmatov'un ilk eserlerinden birisi olan Cemile, 1958 yılında yazılmış ve çok sevilerek birkaç yıl içinde farklı dillere çevrilmiş. Hatta Fransız şair Louis Aragon kitabın hikayesi hakkında "Dünyanın en güzel aşk hikayesi" şeklinde bir yazı bile kaleme almış. Aslında ben Aytmatov'un daha güzel kitaplarını okudum, hatta daha içten aşk hikayelerini de okudum. Bu nedenle Louis Aragon ile tam anlamıyla aynı fikirde olamasam da, kitabın saf bir aşk hikayesi barındırdığını da söylemek mümkün. Bu saflık Cemile'nin hikayesinin kocasının küçük kardeşi tarafından anlatılması ve Cemile'nin onun ilk aşkı olmasında yatmaktadır. Köyün varlıklı bir ailesinin gelini olan genç ve güzel Cemile, kocasının İkinci Dünya Savaşı için askere alınmasının ardından kayınvalidesi ve kocasının küçük kardeşi ile yaşamaya devam eder. Bir süre sonra köydeki erkeklerin savaşa gitmesi nedeniyle doğan ihtiyaç sonucu erzak taşıma işine de gidip gelmeye başlar. Savaştan yaralı olarak dönen bir bir bacağı sakat olan Daniyar da erzak taşıma işindedir. Cemile ile Daniyar bir süre sonra yakınlaşmaya başlar, kimsenin fark etmediği bu yakınlık yalnızca kocasının kardeşinin gözünden kaçmaz. Cemile'nin kocasının askerden dönüş günü yaklaştıkça, Cemile bir seçim yapması gerektiğinin farkına varır.

Aytmatov'un bu aşk hikayesi her ne kadar sıra dışı bir kurgu barındırmasa da, yazarın anlatış tarzı nedneiyle okuyucuda iz bırakıyor. Aytmatov'un kullandığı kelimeler ve hikaye anlatıcısının "ressam" sıfatını başarılı şekilde kullanması yaşananlara daha renkli ve canlı bir izlenim katıyor. Aytmatov okuyanlar bilirler, kendisi Kırgız kültürünü, kırsal kesimdeki insanın günlük hayatını, halk hikayelerini ve masallarını anlatmayı çok sever, bu eser de kırsaldaki halkın günlük hayatını iyi bir şekilde yansıtanlardan! İyi okumalar!

"... Belki siz de o memleketlere gittiniz. Cemilem, hiç arkana bakmadan bozkırda yürüdün gittin. Yoruldunsa, kendine olan inancını kaybettinse eğer, Daniyar'a dayan. O sana aşk, toprak, hayat üstüne düzülen türküsünü söylesin! Bozkır kımıldamaya, bütün renkleriyle oynamaya başlasın! O ağustos gecesini hatırla! Haydi Cemile, hiç pişman olma. Elde edilmesi zor olan mutluluğuna kavuştun!"