Powered By Blogger
GENÇ WERTHERİN ACILARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GENÇ WERTHERİN ACILARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2016 Salı

Faust - Johann Wolfgang von Goethe


Daha önce Goethe'den yalnızca Genç Werther'in Acıları'nı okumuştum. Uzun zaman geçti ancak kitaptaki betimlemeleri ve doğa tasvilerini çok beğendiğimi anımsıyorum. Faust ise hem uzun olduğu hem de çok fazla bilgi & detay içerdiği için olsa gerek, okurken çok sıkıldım. Faust; Alman yazar Goethe'nin neredeyse tüm hayatı boyunca yazdığı (on sekiz yaşından seksen üç yaşına kadar) ve vefat ettiği yıl olan 1832'de birkaç bölüm halinde (ya da perde) tamamladığı bir eserdir (bütün eserlerinin bir birleşimi kabul edilir). Eser oyun şeklinde kaleme alınsa da, karmaşık içeriğinden dolayı yazarın sahnelenmesini amaçlamadığı söylenmektedir. Bu nedenle olsa gerek, şiirsel dilinin yanı sıra felsefe, teoloji ve mitoloji alanlarında verilebilecek tüm bilgileri vermeye çalışan yoğun bir eserdir. Doktor Faust, başarılı ancak hayattan hep daha fazlasını bekleyen hırslı bir alimdir. Almanya'nın bir bölgesinde çırağı ile beraber yaşayan Doktor Faust, kainatın sırlarını çözmek için daha da fazlasını yapmaya her zaman hazırdır. Aynı zamanda Tanrı'ya sadakati tam olan Doktor Faust'u tamamen ele geçirebilmek için Tanrı ile bir iddiaya giren baş şeytan Mefisto, bu planını uygulamaya koyar. Faustu ruhen gençleştirerek beşeri zevklerin içine sürükleyen Mefisto, dünyayı gezmek üzere her yere de beraberinde götürür. Goethe'nin kendi iç dünyasından ve yaşamından izler taşıdığını tahmin ettiğim eser bir anlamda insanla (Faust) şeytanın (Mefisto) savaşını anlatmaktadır. Doktor Faust'un akıl ve bilgeliği ile nereye kadar Mefisto'ya direnebileceğini görmek için trajediyi okuyabilirsiniz, çok beğendiğiniz bölümler olursa "Dur ey zaman, ne güzelsin!" diyerek anı yaşamayı deneyin :).


Kitap hakkında ilginç olan noktalardan birisi, Goethe'nin Faust karakterini oluştururken gerçek kişi bir tarihi kişilik olan simyacı-doktor Johann Georg Faust'tan esinlenmiş olmasıdır. Doktor Faust daha önce de İngiliz yazar Christopher Marlowe (16. yy) tarafından Doctor Faustus adında bir oyuna konu olmuştur. Kitap hakkında ilgimi çeken bir husus da "Şeytanla Pazarlık" anlamına gelen Faustian Anlaşma/Pazarlık şeklinde bir kullanımın hala günümüzde var olmasıdır. Goethe o kadar etkileyici karakterler ve olaylar yaratmış ki hala günümüzde ona atıf yapar şekilde kullanımlar mevcut. Daha önce de başka bir yazımda "Werthervari Aşk"a değinmiştim (aşağıdaki linkte).

"Mefisto: Çok orijinal! Bu gösterişli nutkuna devam et. Ama şu gerçek sana ne kadar çok ızdırap verecek! Eski insanların düşünmedikleri bir şeyi bugün kim düşünür? Ama bu düşüncelerden bize bir zarar gelmez. Bir, iki sene sonra durum bambaşka olacak. Şıra ne kadar köpürürse köpürsün, en sonunda şarap olacaktır. ... Çocuklar! Benim sözlerim size soğuk gelebilir ama ben bunu size hoş görürüm. Şunu bilin ki, şeytan yaşlıdır ve onu anlamanız için sizin de yaşlanmanız gerekir."

Genç Werther'in Acıları:





14 Ocak 2013 Pazartesi

Genç Werther'in Acıları – J. W. Goethe

Bu kitap okumak istediğim kitaplar listesinde yıllarca bekledi. Bu hafta beni harekete geçiren olay, geçen hafta paylaştığım kitapta (Anna Karenina) Vronski’nin annesinin onun Anna aşkı için “Bu normal bir sevgi değil, Werthervari bir aşk.” sözü oldu. Nasılmış şu Werthervari aşk? Aşka düşmüş genç insanları intihara sürükleyen şu kitabın sırrı neymiş bir de ben bakayım dedim.

Başlarken kitabın içine girmekte biraz zorlandım diyebilirim. Werther’in gereksiz şairane tasvirlerini (çok duygusal bir çocuk) biraz sıkıcı buldum ve en başta ne nerede anlamakta zorlandım. Belki de bunun sebebi kitaptaki mektupların 1771 - 74 yıllarında yazılmış olmasıdır. İlerledikçe sevmeye başladım ve bir süre sonra Werther’in sevdiği kadın Lotte (bu kadının ilginç bir cazibesi var sanırım, çünkü ikisini tanıştırmadan önce Werther’e, “dikkat et âşık olma” uyarısı yaptılar) ile tanıştık. Werther bu genç kadının uzaklardaki –mükemmel diye tabir edilen dünya iyisi- nişanlısı gelene kadar onunla gezerek,  sohbet ederek mutlu oluyordu ve sanırım artık onsuz yapamayacağını düşünüyordu. Mükemmel nişanlı Albert döndüğünde Werther’in tabiri caizse sakinliği beni şaşırttı aslında, hatta Albert’le arkadaş oldular ve iyi de anlaştılar. Nasıl yani?
Ancak tahmin edileceği üzere bir süre sonra bu durum Werther için dayanılmaz bir hal alır. Lotte’yi unutmak için yaşadığı yeri terk edip yeni bir hayat kurmaya çalışır fakat koşullar onu tekrar muhteşem manzarası olan bu kırsal yerleşime geri getirir (Werther bu yeri öyle güzel tasvir eder ki hayal etmemek imkânsız. Hayatın başında bir hukukçu olan Werther’in aynı zamanda ressam olması aramızda bir bağ oluşturdu). Werther’in Lotte’yi sık sık ziyaret etmesi artık Albert’i de huzursuz etmeye başlar. Bu huzursuzluğu hisseden Lotte Werther’e kendisini ziyaret etmemesini ve artık görüşmemeleri gerektiğini söylemek zorunda kalınca Werther, onu göremezse artık hayatının bir anlamı olmayacağına kanaat getirip cüretkar bir karar alır.

Goethe yarattığı karakterin hakkını vermiş gerçekten. Sanatsal yönü kuvvetli olan Werther doğayı da bir sanatçı gibi görmektedir ve iflah olmaz bir romantiktir. Yazdığı mektuplar (günce gibi düşünebiliriz bu mektupları ya da aslında hiç kimseye gönderilmeyen mektuplar gibi) ve tasvirler gerçekten bir ressam gözüyle anlatılmıştır. Goethe bu romanı yazdığında Werther gibi çok gençmiş ve denir ki nişanlı bir bayana duyduğu karşılıksız aşk ve bir arkadaşının aşkı uğruna intihar etmesi bu romana ilham olmuş. Kitap basıldığında tüm Almanya’da çok beğenilmiş, Werther’i kendine örnek alan Alman gençleri aşkları uğruna intihar etmişler, onun kitapta anlatılan kıyafetlerini taklit etmişler (Ne insanlar var J). Her neyse, biraz karamsar da olsa okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum, sağlıcakla.