Powered By Blogger
FANTASY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FANTASY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2017 Perşembe

Yarım Dünya - Hiromi Goto

Uzun zamandır fantastik bir hikaye okumamıştım, o nedenle bu kitap bana çok iyi geldi. Fantastik hikayeleri üniversite yıllarımdam bu yana ara ara okuyorum ve genel olarak beğeniyorum. Okuyucuyu çok yormadan, pek çok unsuru okuyucunun hayal gücüne bırakıp hareketli bir konu çerçevesinde akan bir hikayesi olduğu için Yarım Dünya'yı da beğendim. Aslında itiraf etmek gerekirse, fantastik edebiyat müptelalarının bu kitabı özgün bulacağını düşünmüyorum, ama sizi yormayacak bir doğaüstü hikaye arıyorsanız, illüstrasyonları ile birlikte bu kitap yerinde bir seçim olacaktır. Kitapta olaylar on dört yaşında ve çevbresi tarafından pek sevilmeyen genç kız Melanie Tamaki etrafında şekilleniyor. Annesinden başka kimsesi olmayan ve okulda kimseyle anlaşamayan Melanie'nin rutin hayatı bir gün annesinin aniden ortadan kaybolmasıyla değişir. Annesinin Ten Alemi'nden yarım hayatların yaşandığı Yarım Dünya'ya geçtiğini ve Bay Tutkal tarafından alıkonulduğunu öğrenen Melanie annesinin peşinden gidip gitmemek arasında kalır. Belki de kaybedecek bir şeyi olmadığı için, annesini kurtarmak üzere Yarım Dünya'ya doğru yola çıkar. Yarım Dünya'ya yaptığı karanlık ve korku dolu yolculukta Ruh Alemi, Ten Alemi ve Yarım Dünya arasındaki dengenin bozulması ve yeniden kurulması üzerine yapılan kehanetler içinde bulur kendini.

Kitabın illüstrasyonları Kanadalı çizimci Jillian Tamaki tarafından yapılmış. Jillian  Tamaki kuzeni Mariko Tamaki'nin romanlarına yaptığı illustrasyonlarla tanınmış ve daha büyük işlem yapmış bir çizer, belki de bu yüzden kitaptaki baş kahramanın soyadı Tamaki (sadece bir tahmin). Bu kitabı okumamı sağlayan nedenlerden birisi de Neil Gaiman'ın (kendisini çok severim) hikaye hakkında olumlu şeyler söylemiş olması. Yarım Dünya, 2010 yılında Kanada Fantastik Edebiyat Ödülü'nü kazanmış bir eserdir, fantasik edebiyat sevenlere Japon mitolojisinden de beslenen bu eseri okumalarını tavsiye ederim.

"İmkansız olan gerçekleştiğinde, Yarım Dünya'da canlı bir bebek doğduğunda, işte ancak o zaman Alemlerin kaderinin değişeceği söyleniyor. Doüumun ve ölümün olmadığı, kimsenin gerçekten yaşamadığı bu alemde daimi acı döngüleri canavarlar yarattı. Bu değişmek bilmez karabasanda herhangi bir şey doğabilir mi? Canlı bir çocuğun doğumu Yarım Dünya'nın kıyameti ve umudu olacak."

4 Eylül 2013 Çarşamba

Deli Dolu Bir Yaz - Toni Blake

Neden "her çantada olması gereken bir kitap" olduğunu inanın anlayamadım. Kitap okuyucusuna bir kadının fantezi dünyasını tanımak dışında herhangi bir katkıda bulunmuyor. Geçtiğimiz yazın anısında kitabın adından etkilenerek okumak istedim ancak vaktiniz değerliyse, boşuna zaman kaybetmenize gerek yok :). Kitapta olaylar öğretmenlik yapan Jenny Tolliver'ın eşinin kendisini aldatması sonucu doğup büyüdüğü kasabaya geri dönmesiyle  başlar (Destiny Kasabası). Kasabada polis şefinin kızı olan Jenny, çocukluk arkadaşları ve eski tanıdıkları ile eski kocasının sebep olduğu tavmayı atlatmaya çalışır (bir nevi aşağılık kompleksi). Bir gün teleskopla yıldızları izlemek için uygun bir yer ararken ilk gençlik yıllarından tanıdığı ve daha sonra izini kasabalıya kaybettiren Mick Brody ile karşılaşır. Çok iyi bir karşılaşma yaşadıkları söylenemez ancak yaşadıkları cinsel çekime her ikisi de karşı koyamaz. Aslında burada iki tür yorum yapılabilir: 1. Mick'in hayatında uzun süredir kadın yoktur ve Jenny ise kocası tarafından neredeyse tamamen cinsel sebeplerden terk edilmiştir (ki bu içinde bulundukları duruma daha uygun). 2. İlk gençlik yıllarından bu yana bu çift birbirlerinden hoşlanmaktadır, son karşılaşmalarında artık şartlar uygundur. İkinci yorumun pek geçerliliği yok aslında, zira şartlar uygun değil: Jenny'nin babası polis şefi ve Mick'in aniden ortaya çıkmasının arkasına saklanan kanun dışı bir sır var.
 
Kitabı ilk okumaya başladığımda, yazarın bir erkek olduğunu düşünmüştüm ancak okumaya devam ettikçe böyle bir kitabın yalnızca bir kadın tarafından yazılabileceğinden neredeyse emin oldum (Kaldı ki öyleymiş). Kitapta bol bol seksle ilgili bölümler vardı ve her şeyin ardındaki "duygusallık" arayışı, "tam olarak ne istediğimi bilmiyorum" mesajları ve yaşanılan gel-git'ler ancak orta yaşın üzerinde bir kadının kaleminden çıkabilirdi. Biraz sınıflandırmış gibi oldum, kusura bakmayın ama New York kadınlarının "cinsel fantezilerini hikayeleştirme" akımından artık sıkılmaya başladım. Ve inanır mısınız bu ayrıca Destiny adında bir serinin ilk kitabıymış, şaşırdınız değil mi?
 
"Jenny Tolliver hayatının her döneminde iyi bir kız olmuştu ama bu ona hiçbir şey kazandırmamıştı. İşte şimdi de ilk aşkıyla yaptığı evlilik, adi bir aldatma hikayesiyle sona ermişti. Destiny, doğup büyüdüğü, göl kıyısındaki o mükemmel kasaba ona kucak açabilirdi. Orada, aklındaki bütün soruların cevaplarını aramaya başlayacak ve kendine yeni bir yol çizmeye çalışacaktı."