Powered By Blogger
ATTICUS FINCH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ATTICUS FINCH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2017 Pazartesi

Tespih Ağacının Gölgesinde - Harper Lee

Harper Lee'nin ilk kitabını okuduğumdan bu yana Bülbülü Öldürmek'in devamı olan bu kitabı okumak istiyordum, bu hafta bitirdim. Aslında kitap yeni yayınlandı sayılır, zira 1926 doğumlu yazar tüm hayatı boyunca yalnızca bir roman yazarak münzevi bir hayata çekilmişti. Tespih Ağacının Gölgesi'nde ise yazarın 2016 yılında vefatından hemen önce ilk kitabın devamı niteliğinde yayınlandı ve 1960 yılında yayınlanan ilk kitap kadar ilgi gördü. İlk kitabı okuyanlar Jean-Louise "Scout"u anımsayacaklardır, burada ise o haylaz kız çocuğu Scout Finch gitmiş, yerine ateşli, dik kafalı ve şehirli bir kız gelmiş. Doğrusunu söylemek gerekirse Scout  büyük şehirde genç bir kadın olurken, kasabasında hayat herkesten bir şeyler almış götürmüş. Scout büyürken çevresindeki insanlar yaşlanmış, bir kısmı bu dünyadan göç etmiş, ağaçlar kocamış  ancak tek bir şey hala değişmemiş: Nefret söylemleri. Aslında şehirde yaşayan Scout, çocukluğunun geçtiği kasabaya dönerken geçmişteki naif Maycomb'u ve eşitlik ve adalete yürekten inandığını düşündüğü babasını bulmayı beklemektedir, tabi Maycomb'daki tecrübeleri babası Atticus Finch hakkında zihninde yepyeni bir kişilik yaratırken, aslında onu asıl sorgulaması gereken kişinin kendisi olduğuyla yüzleştirecektir.

Söylenenlere göre, Harper Lee, ilk olarak bu kitabı yayınlamak istemiş ancak editörünün yönlendirmesi ile hikayenin ilk parçası olan Bülbülü Öldürmek yayınlanmış. Ancak yazarın devam kitabı için neden 55 yıl beklediğini ise hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Tek söyleyebileceğim, iyi ki yayınlamış, ışıklar içinde uyusun. Bu arada, Harper Lee, Amerika'nın bir dönem yaşadığı yüz karası olayları gerçekçi bir şekilde anlatırken, aynı zamanda güncelliğini de muhteşem korumuş. Merak edenler için, iyi okumalar!
 
 "...şimdi sen, bir vicdanla doğmuş genç bayan, yaşamının bir yerlerinde onu bir deniz kabuğu gibi babanın vicdanına yapıştırmışsın. Büyürken, büyüdüğünde, yaptığın şeyden tamamen habersiz bir şekilde, babanı Tanrı ile karıştırmışsın. Onu hiçbir zaman bir erkeğin yüreğini ve bir erkeğin kusurlarını, zaaflarını taşıyan bir erkek olarak görmedin - kabul ediyorum, görmen gerçekten zor olurdu..."

7 Nisan 2016 Perşembe

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee

Harper Lee'nin geçtiğimiz Şubat ayında vefat ettiğini öğrendiğimde, aylardır okuma listemde olan "Bülbülü Öldürmek" ("To Kill a Mockingbird") eserini artık çok ihmal ettiğimi düşünerek okumaya karar verdim. Kitabın konusu hakkında (filminin sahip olduğu ünü de düşünürsek) herkesin bilgisi olduğunu tahmin ediyorum, ama kısaca özetlemek gerekirse küçük bir kız çocuğunun gözünden (7 veya 8 yaşında olduğunu tahmin ediyorum) Amerika'nın Alabama eyaletinde yaşanan ırkçılığın ve eşitsizliğin anlatılması da diyebiliriz. Yaşadıkları Maycomb kasabasında avukatlık yapan Atticus'un küçük kızı Scout Finch, kendisinden dört yaş büyük abisi Jem, siyahi hizmetçileri Calpurnia ve yazları beraber vakit geçirdikleri çocukluk arkadaşı Dill ile sade ve mutlu bir hayata sahiptir. Rutin hayatlarını önemli ölçüde değiştiren olan, beyaz bir kıza tecavüz iddiası ile yargılanan siyahi bir adam olan Tom Robinson'u savunmak görevinin babası tarafından üstlenilmiş olmasıdır. Irkçılığın günlük hayata işlemiş olduğu bir kasabada bir anda bütün dikkatler Finch ailesine çevrilecek ve Scout'un insanlara karşı bakış açısı tamamen değişecektir. Romanın en başarılı bulunan yönlerinden birisi, anlatımın, gözlemlerin ve kıyaslamaların gerçekten zeki ve küçük bir kız çocuğunun hayal gücüne uygun başarılı bir şekilde yazıya aktarılmış olmasıdır. Ayrıca yazarın kitaptaki yargılama sahnesini yazarken on yaşındayken şahit olduğu bir olaydan esinlendiği ve kitaptaki Dill karakterinin de çocukluk arkadaşı Truman Capote olduğu da söylenenler arasındadır. Günümüzde bile hala aktüel olan adalet, eşitlik ve ırkçılık gibi temaları anlatan bun eseri, insanları hem toplumun bir parçası olarak hem de bireysel olarak incelemesi, başarılı gözlemler yapması sebebiyle okuma listelerinize eklemenizi tavsiye ederim.

Amerika'da siyahi insanlara ırkçılığın hat sahfada olduğu bir eyalet olan Alabama'da büyümüş olan Harper Lee, 1960 yılında yayınlarığı "Bülbülü Öldürmek" eseriyle çok başarılı bulunmuş ve 1961 Pulitzer Ödülünü kazanmıştır. Bir yıl sonra Gregory Peck'in başrolü ile filme çekilen ve oscar alan eserin yayınlandığı tarih itibariyle konusunun (1960) bir devrim niteliğinde olduğu da bir gerçektir. Harper Lee'nin yıllarca başka bir roman yazmamış olması edebiyat çevresi açısından üzüntüyle karşılansa da, 2015 yılında, devam kitabı "Tespih Ağacının Gölgesinde" ("Go Set a Watchman") yayınlanmıştır (umarım kısa bir süre içinde okuma şansı bulurum).

"İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."
....
"Bülbüller bizi eğlendirmek için şarkı söylemek dışında bir şey yapmaz. İnsanların bahçelerindeki bitkileri yemezler, mısır ambarlarına yuvalanmazlar, tek yaptıkları iş bize içlerini dökmektir. İşte bu yüzden bülbülleri öldürmek günahtır."