Powered By Blogger
ROMANYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ROMANYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2017 Pazartesi

Baragan'ın Devedikenleri - Panait İstrati

Son zamanlarda Panait İstrati'nin (1884-1935) kitapları ile sıkça karşılaşmaya başladım. Kira Kiralina ile Mihail'den sonra, halka açık bir kütüphanede Baragan'ın Devedikeleri'ni görünce okumak için aldım. Panait İstrati bazı kitaplarını Fransızca yazdığı için bu kitap da onlardan birisi mi bilmiyorum ancak tercümesi pek iyi yapılmamıştı. Basım yılı 1991 olduğundan, kitabın üzerinde orijnal dili yazılmamış ama eğer Fransızca ise daha başarılı bir tercüme yapılabilirdi diye tahmin ediyorum. Kitap baştan aşağıya hüzün, sefalet ve açlık üzerine kurgulanan bir hikaye anlatmaktadır. Baragan'ın kıraç ve sonsuz toprakları arasında yaşayan bir çocuğun gözünden dönemin Romanya'sında kırsalda yaşayan insanların tüm sorunlarıyle yüzleşilmektedir. Sürekli Baragan'ın kısır topraklarından kaçma ve yeni yerler görmek peşinde olan çocuğun hayal ettiği hayat ile Baragan toprakları dışında kendisini bekleyen gerçek hayat hiç de birbirine benzememektedir. Bir lokma mamaligaya (Mısır unundan yapılan Romen yemeği) muhtaç insanlar, yorgun ve çaresiz köylüler, zalim kolluk kuvvetleri, acımasız boyarlar (feodal beyler) her yerdedir ve tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de doğanın acımasızlığı (krivatz rüzgarları ve devedikenleri ile kuşatılmış topraklar) ortalığı kasıp kavurmaktadır.

Kitap kırsal kesimde yaşayan insanlar bir lokma ekmeğe muhtaçken hükümetin ve boyarların refah içinde yaşamasını eleştiren Panait İstrati, bu kitabını da Romanya hükümeti tarafından öldürülen binlerce kişiye ithaf etmiştir. Panait İstrati de Cengiz Aytmatov gibi, kendi halkını ve kültürünü anlatmayı seçenlerden, tıpkı Aytmatov'un dediği gibi, her yazar bir milletin çocuğudur ve  o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi milli gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır.

"Ah bana çılgınlıklar anlatacak, yalan söyleyecek, ama beni biraz düşlere daldıracak, yüreklendirecek biriyle konuşmayı öyle istiyorum ki! Ve devedikenleri yalnızca düş ve ataklık, var olanı olabilecekle değiştirmeye çağrıydı; en kötüsü olsundu bu, çünkü bütün yeryüzünü sevenler için kokuşmuşluktan daha kötü bir şey olamazdı. Uçsuz bucaksız denek Baragan, bizim çocuk gözlerimize göre <bütün yeryüzü> demekti..."

19 Aralık 2016 Pazartesi

Kira Kiralina - Panait Istrati

Panait Istrati 1884-1935 yılları arasında yaşamış ve Balkanların Maksim Gorki'si olarak tanınan Romen yazardır. Romanya'nın liman kenti İbrail'de doğan yazar, yaşadığı sürece Balkanlar ile beraber Osmanlı ve Orta Doğu topraklarında uzun süreli geziler yapmıştır  Fransızca öğrenmiştir (hatta eserlerini anadili olan Rumence değil Fransızca yazmıştır). Bu nedenle olsa gerek kitapları da gezi serüvenleri üzerinedir. Kitaplarının pek çoğunun birbiri ile bağlantılı olduğu söylenmektedir. Ben şimdilik iki kitabını aldım: Kira Kiralina ve Mihail. Adı diğerine göre daha çok hoşuma gittiği için okumaya Kira Kiralina'dan başladım. Kitap Stavro'nun arkadaşları Adrien ve Mihail'e anlattığı anıları ile şekillenmektedir. Aslında kitapta iki hikaye olduğu söylenebilir: Tinkutza'nın hikayesi ve Stavro'nun annesiyle kız kardeşi Kira'nın hikayesi. Stavro'nun bir anlamda geçmişiyle yüzleştiği hikayeler tahminimce on dokuzuncu yüz yılın sonunda hem Romanya'da hem de Osmanlı İmparatorluğu topraklarında geçmektedir. Her şeyini kaybeden Stavro'nun İstanbul'dan Lübnan'a, buradan İbrail'e uzanan serüvenleri temposunu hiç düşürmeden devam etmektedir. Annesinin ve kız kardeşi Kira'nın peşinden diyar diyar gezen Stavro acıklı öyküsüne karşın okuyucuda "acımak" duygusundan daha çok "merak" uyandırdığı için dengede tutulan bir roman dili olduğu söylenebilecektir. Stavro'nun hayatını derinden etkileyen bu kadınların içtenlikle anlatılmış hikayeleri sizi de etkileyecektir.

Bu kitabın kahramanları Adrien, Mihail ve Stavro'nun (Dragomir) diğer kitaplarda da mevcut olduğunu tespit ettim, hatta sanırım yazarın Mihail kitabı, bu karakterin hayatına odaklanıyor (henüz okumadım bu kitabı). Bu kapsamda baktığımda, Panait Istrati'nin kendi anılarını (belki biraz da hayal gücü katarak) anlattığını düşünüyorum. Ben ilk defa bu yazardan bir kitap okudum, izlenimlerim olumlu yönde, okumanızı tavsiye ederim. Bu arada, kitabın 2014 yılında Romanyalı senarist & yönetmen Dan Pita tarafından çekilmiş bir sinema filmi de var izlemek isteyenler varsa :).

"Bakın size ne diyeceğim: Sen, Kira, - düşündüğüm gibi- Tanrı'dan gelen ve neşe içinde yaşanan erdeme uygun yaşayacak gücü duyumsamıyorsan kupkuru ve zorlama biçimde erdemli olma, yüce Tanrı'yla alay etme, seni nasıl yarattıysa öyle ol: Yaşamdan keyif alan bir kız ol, gerekirse bir sürtük ol ama sevip acımayı bilen bir sürtük! Öylesi çok daha iyidir."

Not: Bu yazıyı yazarken bu kitabın da çevirisini yapmış olan değerli çevirmen Bertan Onaran'ın vefat ettiği haberini aldım. Türkçeye çok değerli klasikleri kazandırmış bir çevirmendir, kendisine Allah'tan rahmet diliyorum.