Powered By Blogger
KHALED HOSSEINI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KHALED HOSSEINI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2018 Salı

Deniz Duası - Khaled Hosseini

Khaled Hosseini'nin daha önce yayınlanan romanlarını okudum, Afganistan'ı çok iyi anlattığını düşündüğün yazarın kalemini çok severim. Bu nedenle yeni kitabını görünce heyecanla aldım fakat Deniz Duası daha önce okuduğum Khaled Hosseini kitaplarından oldukça farklıydı. Böyle söyleyince kitabı sevmediğim düşünülmesin sadece kitabın tarzı yazarın alıştığım tarzından farklı geldi bana. Deniz Duası 2015 yılında umuda yolculuk sırasında Ege'de batan bot nedeniyle vefat eden üç yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan bebeğe ve zulümden kaçarken denizde yitip giden binlerce mülteciye adanmış. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, yazar küçük bir çocuğun ailesiyle beraber yerini yurdunu terk edip bir mülteci botunda denize açılmasının hikayesini, babasından Mervan adındaki bu küçük çocuğa yazılmış bir mektup aracılığıyla ve çizimi Dan Willliams tarafından yapılan renkli illüstrasyonlarla anlatmayı tercih etmiş. Mervan'ın birkaç yıllık hayatının özetini kısacık bir mektupta anlatan kitap tüm dünyanın bildiği sonu anlatmayı es geçmiş. Sanki anlatmayınca mültecilerin makus talihi değişecekmiş gibi kitabın sonunu denize yapılan bir dua ile bitirmiş. Khaled Hosseini denize yapılan dua ile mültecilerin kimseden görmediği iyiliği en azından denizden görmesini ve değerli yüklerini kendilerine bağışlamasını dilemiş: "Ah nasıl yakarıyorum denize bunu bilmesi için."

Khaled Hosseini'ni pek çok dile çevrilen ve sevilerek okunan kitapları (Uçurtma Avcısı-Bin Muhteşem Güneş-Ve Dağlar Yankılandı) sayesinde çok geniş çevrelerce tanındı. Bu nedenle hem kendi kurduğu kuruluşta hem de Birleşmiş Milletler nezdinde mülteciler için çeşitli çalışmalarda bulunan yazardan son yılların en gündemdeki konusu mülteci sorununa değinmemesi de beklenemezdi. Yazarın mülteci sorununa okuyucuyu rahatsız etmeden ancak çok çarpıcı bir şekilde değindiği bu hikayeyi okumanızı tavsiye ederim, hem kitabın tüm geliri de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)'ne aktarılacağından bu çaresiz insanlar için iyi bir adım da atmış olacağız.

"Bu gece annen burada Mervan, bu soğuk havada, ayın aydınlattığı kumsalda, ağlayan bebeklerin ve kaygı içinde bilmediğimiz dillerde konuşan kadınların arasında bizimle birlikte. Afganlar, Somalililer, Iraklılar, Eritreliler ve Suriyeliler. Hepimiz gün doğumunu hem sabırsızlıkla hem korku içinde bekliyoruz. Hepimiz bir yuva arıyoruz."

11 Kasım 2013 Pazartesi

Ve Dağlar Yankılandı - Khaled Hosseini

Khaled Hosseini'nin "Bin Muhteşem Güneş" ve "Uçurtma Avcısı" kitaplarını çok beğenmiştim. Bu kitabı da beğendim elbette ama ilk iki kitap kadar beni etkilemedi nedense. Sevgili Khaled Hosseini beklentilerimizi biraz yükseltmiş anlaşılan. Afganistan'ın kadınlarına adanmış Bin Muhteşem Güneş (ki adını İran'lı bir şairin, Saib-i Tebrizi'nin şiirinden almaktadır: Bu kentin ne çatılarını aydınlatan ayları sayabilirsin, ne de duvarların gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi) ve Afganistan'ın çocuklarına adanmış Uçurtma Avcısı'nın ardında bu kitap anlatım olarak biraz daha yavan geldi bana. Kitapta hikaye, Şadbağ adındaki başkent Kabil'e yakın sayılan bir mesafede bulunan bir köyde doğuyor ve kitabın arkasındaki tanıtımda yer aldığı gibi, Paris'e ve San Francisco'ya doğru savruluyor. Şadbağ'da yaşayan iki köylü çocuğunun (Abdullah ve Peri) kendi hallerindeki sefil ama mutlu yaşamları Peri'nin bakımsızlık sebebiyle Kabil'de yaşayan bir aileye evlatlık verilmesiyle son bulur. Bu andan sonra on yaşındaki Abdullah'ın hayattaki tüm amacı kardeşi Peri'yi bulup geri almaktır. Ancak üç yaşındaki Peri, yıllar geçtikçe yeni hayatına yavaş yavaş alışmaktadır. Kitap, Abdullah ve Peri'nin hayatına bir şekilde etki eden insanların hayatlarına da değiniyor. Tabi bu sebeple Abdullah ve Peri'nin başlarına gelenlere de kısaca değinmekle yetiniyor. Baş karakterlerin hayatlarını tüm detaylarıyla anlatan ilk iki kitaptan sonra bu tarzı biraz yadırgamadım değil. Yine de yazarın hakkını vermek lazım, kötü bir kitap değil, ben özellikle sonunu beğendim her ne kadar pek çok soruma yanıt alamamış ve merak etmiş olsam da :).

"...İyi şeylerin hiçbiri bedava değildi. Sevgi bile. Her şeyin bedelini ödüyordun. Ve eğer yoksulsan, elindeki tek nakit, kahır çekmekti."

"....Kendi canına kıydığını öğrenmek beni o kadar da şaşırtmamıştı. Bazı insanların mutsuzluğu, diğerlerinin aşkı hissettiği gibi hissettiğini biliyorum artık: mahrem, yoğun ve karşılık beklemeksizin."