
Bazı şiirlerinde eski dilden kelimeler kullansa da (yaşadığı dönem itibariyle normal sanırım) ben Aşık Nihani'nin şiirlerini beğendim. Eski dilden kelimeleri bolca kullanmasını kendi adıma eleştiriyorum zira halk şairlerinin en önemli ve sevilen özelliğinin "halk dili" olması gerektiğini düşünüyorum. Şiirlerinde hem ilahi aşk hem de beşeri aşkı anlatan Aşık Nihani'den bazı alıntılarımı da beğeninize sunuyorum:
***********
Bin üç yüz on sekiz tarih bu müddet
Hudam bana bir ihsanı gösterdi
Geldi selam verdi üçbeş dervişan
Bin derdime bir Lokmanı gösterdi
......
Seyredip cemalin gördüm cismini
Yeşil hat üstüne aldım resmini
Dedim bana söylen yarin ismini
Onlar bana Mehruban'ı gösterdi
.....
Sır taşıyan iki gençtir galiba
Üçler beşler kırklar dedi merhaba
Aceb kimdir buna ola müptela
Yara meftun kul Nihan'ı gösterdi
**************
Hatırıma düşüt canan illeri
Bu saat bu dakka orada olaydım
Bahçıvan bağında gonce gülleri
Derer iken ben o yanda olaydım
.....
Canan ben vuruldum veçhin nuruna
Kaldım bu illerde körü körüne
Evde validemin gelir zoruna
Her dedikçe ben Afgan'da olaydım
Nihani'ye kim söz diye kim haber
Sürür kenar durur rast gelir keder
Her daim yastadır bağlı sim kemer
Belen bağlı o gerdanda olaydım.